
Bölgedeki hububat sektörü, geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla miktar bazında yüzde 7, değer bazında ise yüzde 5,2 oranında gerileme yaşadı. İki aylık süreçte, yaklaşık 187 bin ton makarna, 127 bin ton buğday unu ve 68 bin ton ayçiçek yağı ihracatı gerçekleşti.
Ayçiçek yağı, en fazla gelir elde edilen ürün olarak yüzde 14,1 artış göstererek 108,1 milyon dolara ulaşırken, makarna ihracatı da yüzde 11,7 artışla 103 milyon dolar oldu. Ortalama ihracat birim fiyatlarındaki artış ise yüzde 1,9 seviyesinde gerçekleşti. Ancak, Orta Doğu’ya yapılan ihracatta yüzde 21,4’lük bir düşüş ile 231 milyon dolara gerileme kaydedildi.
Güneydoğu Anadolu Hububat, Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı, sektörün finansman, lojistik ve rekabet baskılarıyla karşı karşıya olduğuna vurgu yaptı. “Irak’taki tahsilat süreçlerinden Suriye’deki yüksek vergilere, Körfez bölgesindeki çatışmalar nedeniyle artan taşımacılık maliyetleri ve Rusya-Ukrayna savaşının tedarik süreçleri üzerindeki etkilerine kadar birçok faktör sektörde eş zamanlı baskı oluşturuyor” diye belirtti.
“TİCARET ALTYAPISININ GÜÇLENMESİ BÖLGESEL GIDA GÜVENLİĞİ AÇISINDAN KRİTİK”
Gıda ihracatçılarının, mevcut dönemde ticareti sürdürebilmek adına daha temkinli ve dikkatli davranmak zorunda kaldığını ifade eden Kadooğlu, “Irak pazarında son zamanlarda ödeme süreçlerinde yaşanan aksaklıkların, ihracatçı firmaların finansman dengeleri üzerinde ciddi bir baskı oluşturmuş olsa da, bu alanda geçici bir iyileşmenin başlamış olması olumlu.” dedi. Ticaret Bakanlığının, Irak ile ticaretin güvenli ve kesintisiz bir şekilde sürdürülmesi için gerekli çalışmalar yürüttüğünü ve bu sürecin olumlu sonuçlar vereceğine inandığını belirtti. Kadooğlu, Halil İbrahim Kapısı’nın her zaman merkezi bir rol üstlendiğini, ancak son dönemde bölgedeki diğer gümrük kapılarının da ticaret akışında önem kazandığını vurguladı. Bu durumun, ihracatın daha dengeli bir şekilde ilerlemesi açısından kritik bir gelişme olarak değerlendirildiğini kaydetti.
Bölgedeki gıda tedarikinde Türkiye’nin güçlü üretim ve işleme kapasitesinin önemini belirten Kadooğlu, “Tahsilat süreçlerinin sağlıklı işlemesi ve ticaret altyapısının güçlendirilmesi, hem ihracatçılar hem de bölgesel gıda güvenliği açısından hayati önem taşıyor.” dedi.
“BELİRSİZLİKLER REKABETİ ETKİLEYEN YAPISAL MESELELER OLARAK DEĞERLENDİRİLMELİ”
Bölgedeki jeopolitik gerilimlerin yarattığı belirsizliklerin, özellikle taşımacılık ve lojistik süreçlerinde yeni maliyet baskıları oluşturduğuna dikkat çeken Kadooğlu, “ABD/İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrası bölgede yaşanan gelişmeler ile Körfez hattındaki risk algılaması, taşıma firmalarının navlun fiyatlarına ek talepler yansıttığını görüyoruz; fakat bu maliyetlerin hangi risk değerlendirmesiyle belirlendiği çoğu zaman belirsiz.” şeklinde konuştu.
Bu zorlu ortamda rekabet koşullarının giderek karmaşık hale geldiğini ifade eden Kadooğlu, “Özellikle Mısır’ın farklı bölgesel ticaret anlaşmaları sayesinde elde ettiği avantajlar, Türk ihracatçılarının rekabet alanını daraltıyor. Savaş ve navlun krizinin derinleştiği dönemlerde bu fark daha belirgin hale geliyor


