ANKARA – BHA
Eğitimci yazar Selin Akman, “Gökyüzünden Yeryüzüne Tarih” yazı dizisinin “Erlik Han’ın Eşiği” başlıklı altıncı bölümünde Rusya Federasyonu’na bağlı Altay bölgesindeki Taldı Mağaraları’nı detaylı bir şekilde anlattı.
Akman, yazısında şu ifadelere yer verdi:
“GÖKYÜZÜNDEN YERYÜZÜNE TARİH – 6 ERLİK HAN’IN EŞİĞİ
Mağaraya ulaşmak için uzun ve dik basamakları geçmemiz gerekiyordu. Yol yükseldikçe zorluklar artıyor, önümüzde birbiri ardına dizilen merdivenler bulunuyordu. Sanki her yolcunun bu gizeme yaklaşmadan önce az da olsa bir çaba sarf etmesini istiyordu. Ahşap seyir terasına vardığımızda yorgunluğumuz hemen yok oldu. Aşağımızda geniş bir orman, ileride kat kat yükselen dağlar, bu dağların arasından süzülen bir vadi ve tüm bu coğrafyayı besleyen Katun Irmağı önümüzde açıldı. Zorlu tırmanışımız büyük bir meraka dönüştü; gördüğümüz muazzam manzara, attığımız her adımın ehemmiyetini hissettirdi. Seyir alanında gözümü çeken ilk şey, yapının yapımında ağaçların kesilmemiş olmasıydı; ahşap yol, ağaç gövdelerinin arasından geçecek şekilde tasarlanmıştı. Ormanın içinden geçerek ulaştığımız bu alan, insanın doğaya gösterdiği saygının en güzel göstergelerinden biriydi. Doğayı koruyucu bir sevgiyle kucaklayan her yürek, evrenin kendi bilgeliğiyle ödüllendirilir. Doğayı incitmediğiniz sürece, gök ve yer cömertliğini sizlere sunar. Suyun damlaları taşlarda yankılanır; rüzgarın fısıltısı, dalgaların huzur veren sesine katılır. Doğaya sevgiyle yaklaşan her kalp, tabiatın iyileştirici melodileriyle çağırarak huzur bulur.
Mağaraya doğru yürürken yol boyunca yer alan bilgilendirme levhalarında çevredeki kuşlar tanıtılıyor ve koruma altındaki türler hakkında bilgi veriliyordu. Bilgilendirme panosunun altındaki yazı, bulunduğumuz yeri belirtiyordu: Талдинские пещеры-Taldinskiye Peşçerı. “Taldı Mağaraları”, Rusya Federasyonu’na bağlı Altay bölgesinin en bilinen yerlerinden biri olarak Katun Irmağı’nın sol kıyısında yer alıyor. Altay Cumhuriyeti sınırı bu bölgeye oldukça yakın olsa da, idari olarak Altay bölgesinde kalıyor. Katun kıyısındaki kayalıklar içinde birçok mağara, geçit ve doğal boşluk bulunuyor. Biz de bu doğal yapının ziyaret edilebilecek kısmına doğru ilerliyorduk.
Yürürken mağaraların adını düşündüm bir süre. Rusça kaynaklarda Taldinskiye ve Tavdinskiye biçimleriyle iki şekilde geçiyordu; fakat bizim önünde durduğumuz bilgilendirme panosunda Taldinskiye yazılıydı. Adın peşine düşünce güzel bir Türkçe ayrıntıyla karşılaşmak beni mutlu etti. Altay Türkçesinde tal “söğüt” anlamına geliyordu. -du ekinin eklenmesiyle oluştuğunu düşündüğüm taldu ise “söğütlü, söğüt bulunan yer” anlamında. Bu yapı, Türk dünyasında yaygın bir kullanım. Örneğin Kazakistan’daki Kayındı (Қайыңды) adında da qayıñ “kayın” kelimesi var ve “kayınlı, kayın ağacı bulunan yer” anlamına geliyor. Taldı ile Kayındı’yı yan yana düşünmek hoşuma gitti; biri söğüdü, diğeri kayını yer adına taşımıştı.
Ancak dikkatli bakıldığında, çevrede daha çok çam ve huş ağaçları gözüküyordu. Bölge, geçmişte aslında tamamen söğüt a

















