İSTANBUL – BHA
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından başlatılan “Ahbaplar Suç Örgütü” soruşturması çerçevesinde gazeteci Fatih Altaylı’nın ifadesine başvuruldu.
Gazeteci Altaylı, ünlü sanatçı Haluk Levent ile ilk kez 2021 yılında bir televizyon programında tanıştığını ifade ederek, geçmişte onun hakkında olumsuz bir görüşte bulunduğunu söyledi. Deprem döneminde oluşan güven atmosferinin etkisiyle AHBAP’a dair olumlu görüşler belirttiğini kaydetti.
İfadesinde, 2020’deki orman yangınları sırasında AHBAP’ın gösterdiği çabaların kamuoyunda olumlu bir imaj yarattığını belirten Altaylı, bu olumlu algının 6 Şubat depremlerinin ardından da sürdüğünü aktardı.
Deprem sürecinde Habertürk televizyonunda görevli olduğunu hatırlatan Altaylı, yardım faaliyetlerine destek veren birçok kuruluş gibi AHBAP’a da yayınlarında yer verdiğini ifade etti.
Altaylı, ilerleyen dönemde AHBAP’ın mali yapısının bağımsız kuruluşlar tarafından denetlenmesi gerektiğini savunduğunu, bu konuda yazılar yazdığını ve çeşitli platformlarda denetim çağrısında bulunduğunu aktardı.
Haluk Levent’in kendisine gönderdiği mesajlarda denetimden geçtiklerini ve kamuoyuna hesap vereceklerini belirttiğini söyleyen Altaylı, buna rağmen uluslararası denetim kuruluşlarının inceleme yapmasının önemli olduğunu dile getirdi.
İfadesinde dikkat çeken bir diğer nokta, toplanan bağışların ihtiyaç sahiplerine ulaşıp ulaşmadığına dair oldu. Altaylı, AHBAP tarafından toplanan yardımların akıbetini araştırmadığını belirtti.
Yoğun seçim gündemi ve görev değişikliği nedeniyle konuyu yakından takip etmekte zorlandığını söyleyen Altaylı, gazetecilerin denetim yetkisinin bulunmadığını ancak denetim çağrısını sürdürmeye devam edeceğini ifade etti.
Fatih Altaylı, soruşturma sürecinde ulaştığı noktada deprem döneminde sağladığı desteği yanlış bulduğunu belirtirken, şu şekilde düşündüğünü aktardı:
“Şu an görüyorum ki hak etmediği bir destek vermişim. Gelinen aşamada Haluk Levent ve AHBAP Derneği’nin asla hak etmediği bir desteği vermiş olmaktan üzüntü, hatta pişmanlık duyuyorum.”

















