Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Lefkoşa
Gazimağusa
Girne
Güzelyurt
İskele
Pristina
USD44,90
%0.07
EURO52,91
%-0.06
  1. Haberler
  2. Siyaset

  3. Ankara’da 2007 yılında yaşanan ve Türk siyasi tarihinde “e-muhtıra” olarak bilinen süreç, 19 yıl sonra yeniden gündeme geldi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, o gece yaşananları “demokratik iradenin vesayete karşı durduğu kritik bir eşik” olarak değerlendirdi.

    “VESAYET GÖLGESİNİN EN YOĞUN HİSSEDİLDİĞİ DÖNEMDİ”

    Ömer Çelik, 27 Nisan sürecinin Türkiye’de askeri ve yargı vesayetinin en belirgin şekilde hissedildiği dönemlerden biri olduğunu ifade etti. O günlerde siyasetin merkezinde Milli Güvenlik Kurulu’nun bulunduğunu belirten Çelik, seçilmiş iradenin kararlarının vesayet mekanizmalarıyla şekillendirilmeye çalışıldığını söyledi.

    “MUHTIRA BİR SİYASAL BASKI ARACINA DÖNÜŞMÜŞTÜ”

    Çelik, geçmişte muhtıraların hükümetleri etkisiz hale getiren bir araç olarak kullanıldığını savunarak, bu sürecin demokratik işleyişi zayıflattığını dile getirdi.

    Bu dönemin en kritik noktalarından birinin, devletin sivil irade yerine güvenlik bürokrasisi üzerinden yönlendirilmesi olduğunu ifade etti.

    “O GECE VERİLEN CEVAP, DENKLEMİ DEĞİŞTİRDİ”

    Recep Tayyip Erdoğan’ın o dönem Başbakan olarak sergilediği tutumun sürecin seyrini değiştirdiğini belirten Çelik, hükümetin muhtıraya doğrudan karşılık vermesinin Türkiye siyasi tarihinde bir ilk olduğunu söyledi.

    Çelik’e göre bu durum, muhtıra beklentisiyle kurulan denklemi bozdu ve girişimi geçersiz hale getirdi.

    “DEMOKRASİ LEHİNE BİR KIRILMA YAŞANDI”

    Çelik, 27 Nisan gecesinin Türkiye demokrasi tarihinde önemli bir dönüm noktası olduğunu belirterek, sivil siyaset lehine büyük bir dönüşümün başladığını ifade etti.

    Sivil toplumun ve bazı siyasi aktörlerin desteğiyle birlikte, sürecin beklenen sonucu doğurmadığını vurguladı.

    “TELEFONLARA ÇIKMAYAN BİR VESAYET REFLEKSİ”

    Döneme ilişkin dikkat çekici ayrıntılar da paylaşan Çelik, muhtıra sonrası yaşanan iletişim krizine değindi. O gece muhtıra verenlerin uzun süre telefonlara çıkmadığını, hükümetin tepkisi sonrası geri adım sürecinin başladığını söyledi.

    “ASKERİ VESAYET GELENEĞİ SONA ERDİ”

    Çelik, 27 Nisan sürecinin ardından Türkiye’de muhtıra geleneğinin etkisini kaybettiğini ifade ederek, bu olayın askeri vesayetin siyaset üzerindeki etkisinin zayıflamasında belirleyici olduğunu dile getirdi.

    Ömer Çelik, 27 Nisan e-muhtırasının yalnızca bir siyasi kriz değil, aynı zamanda Türkiye’nin demokratikleşme sürecinde önemli bir kırılma noktası olduğunu vurguladı. Çelik’e göre bu süreç, “milli iradenin vesayete karşı üstünlük kurduğu” bir dönemin başlangıcı oldu.

    Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)


Ankara’da 2007 yılında yaşanan ve Türk siyasi tarihinde “e-muhtıra” olarak bilinen süreç, 19 yıl sonra yeniden gündeme geldi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, o gece yaşananları “demokratik iradenin vesayete karşı durduğu kritik bir eşik” olarak değerlendirdi.

“VESAYET GÖLGESİNİN EN YOĞUN HİSSEDİLDİĞİ DÖNEMDİ”

Ömer Çelik, 27 Nisan sürecinin Türkiye’de askeri ve yargı vesayetinin en belirgin şekilde hissedildiği dönemlerden biri olduğunu ifade etti. O günlerde siyasetin merkezinde Milli Güvenlik Kurulu’nun bulunduğunu belirten Çelik, seçilmiş iradenin kararlarının vesayet mekanizmalarıyla şekillendirilmeye çalışıldığını söyledi.

“MUHTIRA BİR SİYASAL BASKI ARACINA DÖNÜŞMÜŞTÜ”

Çelik, geçmişte muhtıraların hükümetleri etkisiz hale getiren bir araç olarak kullanıldığını savunarak, bu sürecin demokratik işleyişi zayıflattığını dile getirdi.

Bu dönemin en kritik noktalarından birinin, devletin sivil irade yerine güvenlik bürokrasisi üzerinden yönlendirilmesi olduğunu ifade etti.

“O GECE VERİLEN CEVAP, DENKLEMİ DEĞİŞTİRDİ”

Recep Tayyip Erdoğan’ın o dönem Başbakan olarak sergilediği tutumun sürecin seyrini değiştirdiğini belirten Çelik, hükümetin muhtıraya doğrudan karşılık vermesinin Türkiye siyasi tarihinde bir ilk olduğunu söyledi.

Çelik’e göre bu durum, muhtıra beklentisiyle kurulan denklemi bozdu ve girişimi geçersiz hale getirdi.

“DEMOKRASİ LEHİNE BİR KIRILMA YAŞANDI”

Çelik, 27 Nisan gecesinin Türkiye demokrasi tarihinde önemli bir dönüm noktası olduğunu belirterek, sivil siyaset lehine büyük bir dönüşümün başladığını ifade etti.

Sivil toplumun ve bazı siyasi aktörlerin desteğiyle birlikte, sürecin beklenen sonucu doğurmadığını vurguladı.

“TELEFONLARA ÇIKMAYAN BİR VESAYET REFLEKSİ”

Döneme ilişkin dikkat çekici ayrıntılar da paylaşan Çelik, muhtıra sonrası yaşanan iletişim krizine değindi. O gece muhtıra verenlerin uzun süre telefonlara çıkmadığını, hükümetin tepkisi sonrası geri adım sürecinin başladığını söyledi.

“ASKERİ VESAYET GELENEĞİ SONA ERDİ”

Çelik, 27 Nisan sürecinin ardından Türkiye’de muhtıra geleneğinin etkisini kaybettiğini ifade ederek, bu olayın askeri vesayetin siyaset üzerindeki etkisinin zayıflamasında belirleyici olduğunu dile getirdi.

Ömer Çelik, 27 Nisan e-muhtırasının yalnızca bir siyasi kriz değil, aynı zamanda Türkiye’nin demokratikleşme sürecinde önemli bir kırılma noktası olduğunu vurguladı. Çelik’e göre bu süreç, “milli iradenin vesayete karşı üstünlük kurduğu” bir dönemin başlangıcı oldu.

Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Ankara’da 2007 yılında yaşanan ve Türk siyasi tarihinde “e-muhtıra” olarak bilinen süreç, 19 yıl sonra yeniden gündeme geldi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, o gece yaşananları “demokratik iradenin vesayete karşı durduğu kritik bir eşik” olarak değerlendirdi.

“VESAYET GÖLGESİNİN EN YOĞUN HİSSEDİLDİĞİ DÖNEMDİ”

Ömer Çelik, 27 Nisan sürecinin Türkiye’de askeri ve yargı vesayetinin en belirgin şekilde hissedildiği dönemlerden biri olduğunu ifade etti. O günlerde siyasetin merkezinde Milli Güvenlik Kurulu’nun bulunduğunu belirten Çelik, seçilmiş iradenin kararlarının vesayet mekanizmalarıyla şekillendirilmeye çalışıldığını söyledi.

“MUHTIRA BİR SİYASAL BASKI ARACINA DÖNÜŞMÜŞTÜ”

Çelik, geçmişte muhtıraların hükümetleri etkisiz hale getiren bir araç olarak kullanıldığını savunarak, bu sürecin demokratik işleyişi zayıflattığını dile getirdi.

Bu dönemin en kritik noktalarından birinin, devletin sivil irade yerine güvenlik bürokrasisi üzerinden yönlendirilmesi olduğunu ifade etti.

“O GECE VERİLEN CEVAP, DENKLEMİ DEĞİŞTİRDİ”

Recep Tayyip Erdoğan’ın o dönem Başbakan olarak sergilediği tutumun sürecin seyrini değiştirdiğini belirten Çelik, hükümetin muhtıraya doğrudan karşılık vermesinin Türkiye siyasi tarihinde bir ilk olduğunu söyledi.

Çelik’e göre bu durum, muhtıra beklentisiyle kurulan denklemi bozdu ve girişimi geçersiz hale getirdi.

“DEMOKRASİ LEHİNE BİR KIRILMA YAŞANDI”

Çelik, 27 Nisan gecesinin Türkiye demokrasi tarihinde önemli bir dönüm noktası olduğunu belirterek, sivil siyaset lehine büyük bir dönüşümün başladığını ifade etti.

Sivil toplumun ve bazı siyasi aktörlerin desteğiyle birlikte, sürecin beklenen sonucu doğurmadığını vurguladı.

“TELEFONLARA ÇIKMAYAN BİR VESAYET REFLEKSİ”

Döneme ilişkin dikkat çekici ayrıntılar da paylaşan Çelik, muhtıra sonrası yaşanan iletişim krizine değindi. O gece muhtıra verenlerin uzun süre telefonlara çıkmadığını, hükümetin tepkisi sonrası geri adım sürecinin başladığını söyledi.

“ASKERİ VESAYET GELENEĞİ SONA ERDİ”

Çelik, 27 Nisan sürecinin ardından Türkiye’de muhtıra geleneğinin etkisini kaybettiğini ifade ederek, bu olayın askeri vesayetin siyaset üzerindeki etkisinin zayıflamasında belirleyici olduğunu dile getirdi.

Ömer Çelik, 27 Nisan e-muhtırasının yalnızca bir siyasi kriz değil, aynı zamanda Türkiye’nin demokratikleşme sürecinde önemli bir kırılma noktası olduğunu vurguladı. Çelik’e göre bu süreç, “milli iradenin vesayete karşı üstünlük kurduğu” bir dönemin başlangıcı oldu.

Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış

Ankara’da 2007 yılında yaşanan ve Türk siyasi tarihinde “e-muhtıra” olarak bilinen süreç, 19 yıl sonra yeniden gündeme geldi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, o gece yaşananları “demokratik iradenin vesayete karşı durduğu kritik bir eşik” olarak değerlendirdi.

“VESAYET GÖLGESİNİN EN YOĞUN HİSSEDİLDİĞİ DÖNEMDİ”

Ömer Çelik, 27 Nisan sürecinin Türkiye’de askeri ve yargı vesayetinin en belirgin şekilde hissedildiği dönemlerden biri olduğunu ifade etti. O günlerde siyasetin merkezinde Milli Güvenlik Kurulu’nun bulunduğunu belirten Çelik, seçilmiş iradenin kararlarının vesayet mekanizmalarıyla şekillendirilmeye çalışıldığını söyledi.

“MUHTIRA BİR SİYASAL BASKI ARACINA DÖNÜŞMÜŞTÜ”

Çelik, geçmişte muhtıraların hükümetleri etkisiz hale getiren bir araç olarak kullanıldığını savunarak, bu sürecin demokratik işleyişi zayıflattığını dile getirdi.

Bu dönemin en kritik noktalarından birinin, devletin sivil irade yerine güvenlik bürokrasisi üzerinden yönlendirilmesi olduğunu ifade etti.

“O GECE VERİLEN CEVAP, DENKLEMİ DEĞİŞTİRDİ”

Recep Tayyip Erdoğan’ın o dönem Başbakan olarak sergilediği tutumun sürecin seyrini değiştirdiğini belirten Çelik, hükümetin muhtıraya doğrudan karşılık vermesinin Türkiye siyasi tarihinde bir ilk olduğunu söyledi.

Çelik’e göre bu durum, muhtıra beklentisiyle kurulan denklemi bozdu ve girişimi geçersiz hale getirdi.

“DEMOKRASİ LEHİNE BİR KIRILMA YAŞANDI”

Çelik, 27 Nisan gecesinin Türkiye demokrasi tarihinde önemli bir dönüm noktası olduğunu belirterek, sivil siyaset lehine büyük bir dönüşümün başladığını ifade etti.

Sivil toplumun ve bazı siyasi aktörlerin desteğiyle birlikte, sürecin beklenen sonucu doğurmadığını vurguladı.

“TELEFONLARA ÇIKMAYAN BİR VESAYET REFLEKSİ”

Döneme ilişkin dikkat çekici ayrıntılar da paylaşan Çelik, muhtıra sonrası yaşanan iletişim krizine değindi. O gece muhtıra verenlerin uzun süre telefonlara çıkmadığını, hükümetin tepkisi sonrası geri adım sürecinin başladığını söyledi.

“ASKERİ VESAYET GELENEĞİ SONA ERDİ”

Çelik, 27 Nisan sürecinin ardından Türkiye’de muhtıra geleneğinin etkisini kaybettiğini ifade ederek, bu olayın askeri vesayetin siyaset üzerindeki etkisinin zayıflamasında belirleyici olduğunu dile getirdi.

Ömer Çelik, 27 Nisan e-muhtırasının yalnızca bir siyasi kriz değil, aynı zamanda Türkiye’nin demokratikleşme sürecinde önemli bir kırılma noktası olduğunu vurguladı. Çelik’e göre bu süreç, “milli iradenin vesayete karşı üstünlük kurduğu” bir dönemin başlangıcı oldu.

Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)

0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Sivas SRT ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!