ANKARA – BHA
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı, Ahilik Haftası dolayısıyla bir basın açıklaması yayımladı.
Açıklamada şu ifadeler öne çıktı:
“Ahilik sistemi, 13. yüzyıldan itibaren Anadolu’nun ruhunu şekillendiren, Türk-İslam dünyası tasavvurunu mesleki ve etik prensiplerle pekiştiren büyük bir medeniyet projesidir.
Ahilik; Asya’dan Anadolu’ya göç eden insanlar için bu topraklara kök salma imkânı sunan, şehirleşmeyi ve mesleki uzmanlaşmayı vicdan ve ahlakla harmanlayan eşsiz bir sosyo-ekonomik modeldir. Ahi Evran’ın öncülüğünde oluşan bu yapı, Bizans loncalarının katı, patron odaklı anlayışına tarihi bir yanıt olmuştur. Ahilik ne demiştir? Üretici ile tüketici, sermaye ile iş gücü, halk ile devlet arasında çatışmaya gerek yoktur! Aksine Ahilik; insanı, doğayı ve emeği merkeze alarak sürdürülebilir bir toplumsal denge ve eşsiz bir sosyal güvenlik mekanizması olmuştur.
Ahilik sisteminde eğitim, tezgâh başında sınırlı kalmayıp, hayat boyu süren bir olgunlaşma serüvenidir.
Ahlak ve Liyakatle Şekillenen Mesleki Hiyerarşi: Yamaklıktan ustalığa giden yolda, örneğin 1001 günlük zorlu çıraklık döneminde sadece fiziksel güç değil, karakter de sınanır. Yeterliliğini ve ahlakını kanıtlayan bireyler, şed kuşanma törenleriyle meslekteki yerlerini alırlar.
Gündüz Zanaat, Gece Hikmet: Ahiler gündüz iş yerlerinde “yaparak öğrenme” anlayışıyla eğitilirken, akşamları zaviye ve dostluk odalarında ilim, edebiyat ve sanatla harmanlanmışlardır.
Gelecek Kaygısına Karşı Orta Sandığı: Ustalık unvanına erişen esnaf, ortak birikimi olan “orta sandığı” ile sermaye desteklenir; dükkân açma fırsatı tanınarak istihdam güvencesi sağlanırdı.
Bu durumda akla takılan bir soru var: Günümüzde modern yönetim biliminin “yeni” olarak sunduğu kavramlar gerçek anlamda yeni mi?
ISO 9001 veya TSE standartları olarak bilinen Kalite Yönetimi’nin ilk yazılı temelleri, 16. yüzyılda Bursa, İzmir ve Edirne İhtisab Kanunnameleri ile atılmamış mıydı? Hatalı üretim yapanı “pabucunu dama atan” kalite anlayışı bu değil midir?
Pazarlamada “dış müşteri memnuniyeti” olarak adlandırdığımız kavram, Ahinin müşteriyi “velinimet” olarak gören derin saygısı değil midir?
Usta ve kalfanın çırağa rehberlik etmesi, modern yönetim literatüründeki Mentorluk kuramının temsilcisi değil midir?
Aynı zanaat kolunun aynı çarşıda toplanmasıyla sağlanan oto-kontrol ve adil fiyatlandırma, günümüzün kümelenme ve modern alışveriş merkezi modellerinin bir yansıması değil midir?
Kayıtlara geçen bu büyük yapı, Sanayi Devrimi’nin ucuz seri üretimi, 1838 Baltalimanı anlaşmaları ve zaman içinde yaşanan içsel sorunlar sonucunda zayıflamıştır. Ancak Ahiliğin mirası tarih sayfalarına hapsedilemez.
Ahilik; sadece maddi değer veya sermaye birikimi üreten bir sistem değil, insanı ve ahlakı merkeze alan bütüncül bir dünya görüşüdür. Günümüz iş

















