ANKARA – BHA
“Başkentin Ortak Akıl Platformu” Ankara Kent Konseyi, ilgiyle izlenen “Ankara’ya İz Bırakanlar” serisine devam ederek okuyucularını tarihsel bir yolculuğa çıkartıyor. Bu serinin yeni konusu, Türkiye’nin geçmişine ışık tutan ve bir milletin iradesini simgeleyen II. TBMM Binası Cumhuriyet Müzesi oldu.
Bazı binalar tarih boyunca tanıklık ederken, bazıları tarihin yazıldığı yerler haline gelir. Bazı salonlar konuşmalar için, bazıları ise kararlar almak için kullanılır. Ancak bazı salonlar vardır ki, duvarları yalnızca sesleri değil, bir milletin geleceğini şekillendiren iradeyi de taşır. Ankara’nın kalbinde yer alan II. TBMM Binası Cumhuriyet Müzesi, işte bu tanıma uyan önemli bir mekandır. Bugün ziyaretçilerine Cumhuriyet Müzesi olarak kapılarını açan bu tarihi yapı, geçmişin izlerini taşımakla kalmayıp, Cumhuriyet’in kökleşmesine, gelişmesine ve Türkiye’nin yeniden şekillenmesine tanıklık eden bir hafıza alanıdır. Çünkü Cumhuriyet, sadece bir yönetim biçiminden çok daha fazlasıdır; bir milletin geleceğine sahip çıkma iradesidir.
Takvimlerde 103 yıl önce, 29 Ekim 1923’te, Ankara’nın ve ülkenin geleceğini aydınlatan bir karar alındı. Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilen anayasa değişikliği ile Cumhuriyet yönetim şekli olarak belirlendi ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk yeni yönetimin Cumhurbaşkanı seçildi. I. TBMM Binasında alınan bu karar, bir milletin umudunu yeniden yeşertti ve geleceğini aydınlattı. Bu tarihlerde bir millet, kendi kendisinin efendisi olmayı ve kendi kararlarında egemen olmayı öğrenmiş oldu.
Büyük karara ev sahipliği yapan I. TBMM Binasının ardından, 18 Ekim 1924 tarihinde açılan II. TBMM Binası, Cumhuriyet’in gelişiminde kritik bir rol üstlendi. Mimar Vedat Tek tarafından tasarlanan bu yapı, başlangıçta Cumhuriyet Halk Fırkası olarak planlanmıştı ve 1924’ten 1960 yılına kadar Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak görev yaparken, sadece yasaların görüşüldüğü bir yer olmanın ötesine geçerek, Cumhuriyetin kurumsallaşmasına katkı veren önemli kararlara da ev sahipliği yaptı.
Atatürk ilkeleri ve devrimlerinin hayata geçirildiği, toplumsal ve hukuksal dönüşümlerin yaşandığı yıllara tanıklık eden bu bina, Türkiye’nin çok partili siyasal hayata geçişine ve 1950 yılındaki seçimle gerçekleşen iktidar değişimine de şahitlik etti.
II. TBMM Binası’nın kürsüsünden yükselen en önemli ses, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün sesi oldu. Atatürk, 15-20 Ekim 1927 tarihleri arasında Cumhuriyet Halk Fırkası’nın İkinci Büyük Kurultayı’nda Büyük Nutuk’u okuyarak, Millî Mücadele’den Cumhuriyet’e uzanan tarihsel süreci bu kürsüden anlattı. Altı gün süren bu tarihi anlatı, geçmişin bir değerlendirmesi olmasının yanı sıra, Cumhuriyetin gelecek nesillerine bırakılan bir miras olmuştur.
Bu bina; millet iradesinin Meclis çatısı altında temsil edildiği, Cumhuriyetin temel değerlerinin kurumsal yaşamda karşılık bulduğu ve yeni Türkiye’nin geleceğinin şekillendirildiği yılların sessiz tanığıdır. Bu tanık, 30 Ekim 1981 tarihinden itibaren Cumhuriyet Müzesi olarak ziyaretçilerini tarihsel süreçle buluşturuyor; milletvekillerinin oturdukları koltuklar, alınan kararların yankılandığı duvarlar ve unutulmaz seslerin yükseldiği kürsü, tarihin yeniden yaşanmasını sağlıyor.
Bugün Cumhuriyetimizin 103. yılı vesilesiyle, Ulus’taki bu tarihi binaya baktığımızda yalnızca bir mimari eser karşımıza çıkmıyor. Bir milletin bağımsızlık mücadelesinin, kendi iradesine hakim olmasının, devletin geleceğinin, kurtuluş

















