ANKARA – BHA
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, “Fon Tasfiyeleri ve Reel Sektör: Firma Verileri Ne Söylüyor?” başlıklı bir analiz yayımladı. Analizde dikkat çeken noktalar şu şekilde sıralandı:
“Fon piyasasındaki gelişmeler, reel sektörü çeşitli kanallar üzerinden etkileyebilmektedir. Firmaların fonda bulunan kaynaklara erişim sıkıntıları, tedarik ilişkilerinde değişimler yaratabildiği gibi, finansal varlık fiyatlarındaki düşüş, finansal koşullardaki sıkılaşma ve artan güvensizlik, firmaların ve hanehalklarının harcama, yatırım ve finansman kararlarında belirleyici rol oynayabilir. Bu etkileşimlerin izlenmesi, parasal aktarım mekanizmasının işleyişini ve finansal istikrar açısından riskleri değerlendirmek için büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) 17 Eylül 2026 tarihli kararı çerçevesinde tasfiye kapsamına alınan fonlarda yatırımı bulunan reel sektör firmalarını ele alıyoruz. Bu firmaların fon maruziyetleri, ekonomideki rolleri ve tedarikçi bağlantıları incelenirken, tasfiye kararı sonrasındaki kredi kullanımları da değerlendirilecektir.
Fon Yatırımlarının Büyüklüğü ve Dağılımı
Öncelikle, firmaların ilgili fonlarda tuttukları yatırımların dağılımı üzerinde duruluyor. 15 Eylül 2026 itibarıyla tasfiye kapsamındaki fonlarda yaklaşık 3 bin reel sektör firmasının toplam 116 milyar TL yatırımı olduğu bildiriliyor. Bu tutarın yaklaşık 57 milyar TL’si para piyasası fonlarında yer alırken, geri kalan kısmı ise hisse senedi fonları ve diğer türlerde bulunmaktadır (Grafik 1). Sektördeki firmaların dağılımında belirgin bir yoğunlaşmanın olmadığı gözlemleniyor (Grafik 2).
Firmaların Ekonomideki Payı
Tasfiye kapsamındaki fonlarda yatırımı bulunan firmaların ekonomideki payı merak ediliyor. Bu firmalar, reel sektörün toplam aktiflerinin yaklaşık yüzde 1,2’sini, istihdamının yüzde 0,6’sını, cirosunun yüzde 0,9’unu, ihracatının yüzde 1,1’ini ve ticari kredi bakiyesinin yüzde 0,9’unu oluşturmaktadır (Grafik 3). Ancak fon yatırımlarının önem derecesi, her firmanın durumu açısından farklılık göstermektedir. Bu sebeple, her firmanın ilgili fonlardaki yatırım tutarını son yıl bilançosundaki dönen varlıklarına bölerek bir maruziyet oranı hesaplıyoruz. Firmalar bu orana göre üç grupta değerlendiriliyor. Yüksek maruziyet grubundaki firmalar, istihdamın ve cironun binde 3’ünü oluşturmakta (Grafik 4). Başka bir deyişle, fon maruziyeti yüksek olan firmaların ekonomideki ağırlığı görece düşük kalmaktadır. Bunun yanı sıra, bu firmaların toplam ticari kredilerdeki payı da binde 2 gibi son derece düşük bir seviyede seyretmektedir.
Tedarikçiler Üzerinden Olası Etkiler
Bir sonraki aşamada firmaların ticari bağlantıları inceleniyor. Bir firmanın ekonomik etkisi, yalnızca kendi faaliyetleriyle sınırlı kalmamaktadır. Finansman veya likidite koşullarındaki değişiklikler, ticari ilişkiler yoluyla diğer firmaları da etkileyebilmektedir. Bu nedenle, firmalar arası ticaret verilerini kullanarak fon yatırımcısı firmalara satış yapan tedarikçileri tespit ediyoruz. Tasfiye kapsamındaki fonlarda yatırımı bulunan firmaların toplam satışları içerisinde yüzde 5’in üzerinde payı olan tedarikçiler, ekonomideki toplam istihdamın yüzde 1,2’sini, cirosunun ise yüzde 1,5’ini oluşturmaktadır (Grafik 5). Düşük maruziyet grubundaki firmaları dışarıda bıraktığımızda, bu oranların belirgin bir şekilde düştüğü gözlemleniyor.

















