ANKARA – BHA
ABD ile İran arasındaki gerilimin sürmesiyle beraber, Katar üzerinden yapılan diplomatik görüşmelerde bir ilerleme kaydedildiği yönünde haberler ortaya çıktı. Ancak, sahadaki gelişmeler taraflar arasında kalıcı bir anlaşmaya ulaşılamadığını gözler önüne seriyor.
ABD Başkanı’nın, 3 Kasım’da yapılacak ara seçimler sonrasında İran’a yönelik yeni bir saldırı kararı alabileceği iddiaları gündemdeyken, İsrail Başbakanı’nın da Washington yönetimini yeni bir askeri operasyon için teşvik ettiği öne sürülüyor. Tahran, olası saldırılara karşılık olarak çatışmaların daha geniş bir bölgeye yayılabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor.
Bu gelişmeler ışığında İran, arabulucular aracılığıyla ABD’ye ilettiği ve savaşın sona ermesi için gerekli gördüğü 7 maddelik talep paketinin uygulanmasında ısrarla duruyor.
İran’ın açıkladığı taleplerin tümü hakkında yetkililer arasında ortak bir söylem bulunmamakla birlikte, belirtilen maddelerin iki ülke arasında daha önce hazırlanan 14 maddelik mutabakat zaptının bazı temel hükümleriyle örtüştüğü ifade ediliyor.
Tahran yönetiminin öncelikli beklentisi, ABD’nin İran’a karşı uyguladığı deniz ablukasının tamamen kaldırılması.
ABD ve İsrail’in düzenlediği saldırılar sonucunda İran, Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişlerini durdurmuş, buna karşılık Washington da İran’a yönelik deniz ablukasını devreye almıştı.
17 Haziran’da imzalanan çerçeve anlaşma ile Hürmüz Boğazı yeniden gemi trafiğine açılmış, ABD de ablukayı kaldırmıştı. Ancak, anlaşmanın uygulanmasında yaşanan sorunlar nedeniyle İran, Temmuz ayında boğazı yeniden kapatmış, ABD ise deniz ablukasını tekrar başlatmıştı.
İran, yeni bir barış sürecinin başlaması için öncelikle bu uygulamanın sona ermesini talep ediyor.
Tahran’ın diğer önemli beklentilerinden biri ise yurt dışında dondurulan varlıklarının serbest bırakılması. Yaklaşık 100 milyar dolar olduğu tahmin edilen bu varlıkların iadesinin, daha önceki çerçeve anlaşmada yer almasına rağmen henüz gerçekleşmediği kaydediliyor.
İran’ın müzakere masasına taşıdığı bir diğer önemli konu, ABD tarafından uygulanan ekonomik yaptırımların kaldırılması. Tahran yönetimi, yaptırımlar sona ermeden savaşın bitirilmesini kabul etmeyeceğini belirtirken, özellikle petrol ihracatına ilişkin muafiyetlerin tekrar devreye alınmasını da talep ediyor.
İran, ayrıca ABD’nin Orta Doğu’daki askeri varlığını azaltmasını da şart koşuyor. Ancak bu talebin Umman Denizi’nde konuşlu ABD donanmasını mı yoksa bölgedeki Amerikan askeri üslerini mi kapsadığı hakkında henüz net bir açıklama yapılmadı.
Tahran’ın talepleri arasında Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin yeniden düzenlenmesi de yer alıyor. İran, Umman ile birlikte belirlenen yeni gemi geçiş güzergâhının ABD tarafından tanınmasını ve alternatif rotaların kapatılmasını istiyor.
Ayrıca İran yönetimi, Lübnan da dahil olmak üzere çatışmaların yaşandığı tüm cephelerde ateşkes sağlanmasını talep ediyor.
İran’ın talepleriyle ilgili tartışmalara, Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri’nin açıklamaları da yeni boyutlar ekledi. Genel Sekreter, bir röportajında daha önce gündeme gelen taleplerin yanı sıra iki yeni koşuldan söz etti. Bunlardan ilki, ABD’nin İran’ın iç işlerine müdahalesini durdurması. İkincisi ise Washington yönetiminin Tahran’a muhalif gruplarla sürdürdüğü işbirliğine son vermesi.
Bu iki başlık, Dışişleri Bakanı’nın açıklamalarında yer almamasına rağmen üst düzey bir İranlı yetkili tarafından dile getirilmesi nedeniyle dikkatleri üzerine çekti. Bu durum, İran’ın müzakerelerde elini

















