
Rum kesimindeki Skala Times gazetesinin sosyal medya tartışmalarına dayanarak verdiği habere göre, Limasol kentine bağlı Trozena köyü İsrailliler tarafından satın alındı.
KİLİSEYE GİRİŞLER ENGELLENDİ
Habere göre, köydeki kiliseye gelen Rumların girişlerinin engellendiği ifade edildi.
Bir polis memurunun gazeteye yaptığı açıklamada, bölgede geniş bir arazinin İsraillilerin mülkiyetine geçtiği doğrulandı. Kilisenin özel mülkiyet sınırları içinde kalması halinde, erişimini kısıtlayıcı önlemlerin alınabileceği ve giriş izninin verilmeyebileceği belirtildi.
“KAMUSAL ALANA GİRİŞ YASAKLANAMAZ”
Polis memuru, kamuya açık yolların tüm vatandaşlar tarafından serbestçe kullanılabileceğini vurgulayarak, “Hiç kimse kamusal alana veya bir yola girişi yasaklayamaz. Bu tür bir olay yaşanırsa vatandaşları derhal polisle irtibata geçmeye çağırıyoruz.” şeklinde konuştu.
ESKİ MİLLETVEKİLİ AÇIKLAMA YAPILMASINI TALEP EDİYOR
Eski milletvekili ve Ekolojistler Birliği Başkanı olan bir yetkili, konuyla ilgili sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, Trozena köyüne ve köydeki Aziz Georgios Kilisesi’ne halkın erişiminin engellendiğine dair bilgiler aldıklarını belirtti.
Yetkili, İsrail bağlantılı bir şirketin Trozena köyünde çok sayıda arsa ve konut satın aldığına dair bilgiler edindiklerini, ayrıca şirketin kendi mülkiyetinde bulunan ve diğer binaları yıktığını aktardı.
Söz konusu şirketin, imar dairesi ve yerel yönetim tarafından desteklendiği, ayrıca eski bir patikayı açmak için iş makineleri kullandığına dair şikayetler alındığını kaydetti.
Trozena köyü de dahil olmak üzere, bu bölgenin sit alanı içerisinde olduğuna dair yetkililere bilgi verdiklerini ifade eden yetkili, kamuoyuna açıklama yapılması gerektiğini vurguladı.
Ayrıca, Baf kentinde bulunan terk edilmiş bir Türk köyüne, İsrail başta olmak üzere farklı ülkelerden iş insanlarının ilgi gösterdiği belirtilerek, bu konuyla ilgili yetkililerden açıklama beklendiği ifade edildi.
GKRY’de yabancılara büyük arazi satışlarıyla ilgili gelişmelerin, adanın demografik ve sosyal geleceğinde kaygılara yol açtığı ve bu meselenin kurumsal bir yanıt gerektirdiği belirtiliyor.

















