
İstanbul Kadıköy Rıhtım’da inşa edilmesi planlanan cami, bazı kesimlerin – bunların arasında CHP de yer alıyor – tepkisini çekmiş durumda. Bu gruplar, topluca “Cami istemezük” şeklinde gösteriler düzenlemekte. Medya da bu konuyu gündeme alarak, köşe yazılarında ve programlarda tartışıyor.
Türkiye, Kocatepe, Taksim ve Çamlıca Camileri’nin inşası ile Ayasofya’nın yeniden camiye dönüştürülmesinden önceki dönemlerde olduğu gibi, Rıhtım Camii (Kadıköy Ulu Camii) hakkındaki tartışmalarla bir kez daha hararetli bir polemiğe çekilmek isteniyor. Tartışma gerekçeleri ise daha önce defalarca dile getirilen “laiklik, şehircilik ve siluet” gibi argümanlar.
CHP: CAMİLERİN SAYISI NASIL AZALTILABİLİR?
Son yüzyılda Türkiye’de “cami konusu”, çeşitli asılsız nedenlerle gereksiz bir gerginlik kaynağı haline gelmiş durumda. Camilere olumsuz bakan kesimin, günlük yaşamlarında camiye neredeyse hiç yer vermemesi bu durumu tetikleyen faktörler arasında. Ancak, paradoksal bir şekilde, bu konuyla en fazla ilgilenenler de aynı çevrelerdi.
Cumhuriyet’in ilk yılları, bu çevreler için bir “ideal ortam” sunmuştu. CHP’nin tek parti yönetimi döneminde, camiler yeni inşa edilmesi gereken yerler olarak değil, “sayıları nasıl azaltılabilir?” perspektifi ile ele alındı. O dönemdeki bazı yerel yönetimlerin, camileri “ihtiyaç dışı” olarak nitelendirip kapatılması, kiralamaları ya da farklı işlevlerle kullanılması gibi adımları, CHP’nin bugün bile karşı karşıya kaldığı kötü idari uygulamalar olarak tarihe geçti.
CAMİLERİN TASNİFİ DEĞİL DE TASFİYESİ KANUNU
“Camilerin tasnifi” çalışmaları 1927’de başlamış ve 1935 yılında çıkarılan bir kanunla bu uygulama yasal hale getirilmiştir. Aslında bu kanun, camilerin “tasfiyesi” üzerine kurulmuş ve “ihtiyaç fazlası” gibi tanımlamalarla hayata geçmiştir. 500 metreden yakın olan camilerden birinin “asli”, diğerinin ise “vazife dışı” (metruk) sayılmasını öngörmüştür. Sonuç olarak, 2845 sayılı ve 1935 tarihli “Cami ve Mescitlerin Tasnifine ve Tasnif Harici Kalacak Cami ve Mescide Dair Kanun”, sayıları belirsiz birçok caminin yok olmasına yol açmıştır.
SULTANAHMET CAMİİ’Nİ AZ DAHA RESİM HEYKEL GALERİSİ YAPACAKLARDI
Yeni yönetim, özellikle Ankara dahil büyük şehir merkezlerinde büyük camilerin inşasına karşıydı. Ülkeye dışarıdan getirilen şehir planlamacıları, bu yaklaşımı uygulamaktaydılar. İdarenin önceliği büyük, gösterişli kamu binaları inşa etmekti. Küçük mescit açmak ise getirilen karmaşık hükümlerle neredeyse imkânsız hale getirilmişti. Tüm bu çabalarla camilerin yaşam alanlarından çıkarılması hedeflenmişti.
Cumhuriyetin ilk yıllarında, yönetimle basında etkili olan laik grupların camilere yönelik anlayışı, ibadet mekanlarını içinin boşaltılması üzerineydi. Kendilerini “cumhuriyet elitleri” olarak gören bu kesimler, camileri mimari eserler ya da nadiren tarihî eserler olarak değerlendiriyorlardı.
Ayasofya’nın müzeye dönüşmesi veya Sultanahmet Camii’nin resim galerisi haline getirilmesi gibi öner

















