Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Lefkoşa
Gazimağusa
Girne
Güzelyurt
İskele
Pristina
USD44,90
%0.07
EURO52,91
%-0.06
Ahmet Hasdemir
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Gazetecilik mi, Kaos Tetikçiliği mi?

Gazetecilik mi, Kaos Tetikçiliği mi?

Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Gazetecilik, hakikatin peşinde koşan, toplumu aydınlatan, kamuoyuna gerçekleri sunan saygın bir meslek olmalıdır. Ancak geldiğimiz noktada, bu kutsal mesleğin içinin boşaltıldığını, popülizm ve tarafgirlik uğruna adeta bir silaha dönüştürüldüğünü görüyoruz. İşin daha acı tarafı, bunun bir tercih değil, artık bir alışkanlık haline gelmiş olması.

Geçen hafta yazdığım yazıda, ülkemizde sistemin sağlıklı işlemediğinden bahsetmiştim. Bu hafta ise bu çarpıklığın bir başka yansımasını, medya dünyasında görüyoruz. Memlekette yeterince büyük sorunlar varken, ülke gündemi, gazetecilerin kendi içindeki küçük hesaplarıyla meşgul ediliyor. Bir gazeteci, isminin açıklanması yasak olan biriyle konuşuyor. Bir diğeri bu konuşmayı kayda alıyor. Bir başkası da bunu televizyona servis ediyor. Ortada hukuk ihlali var mı? Var. Kişilik haklarına saldırı var mı? Var. Ama bu yanlışlar konuşulacağına, olayın failleri hemen “Basına baskı var, işimizi yapamıyoruz!” naraları atıyor.

Peki, bu mudur gazetecilik?

İdeal gazetecilik, kamunun doğru bilgiye ulaşmasını sağlamaktır. Gerçek gazeteci, gücün karşısında dik durur ama hukuk dışı işlere de alet olmaz. Haberci, haber kaynağını korur, mahremiyete saygı gösterir. Kamu yararına hizmet eder, kamuoyunu yönlendirmek için manipüle etmez. Ancak bizde gazetecilik, giderek bir tarafın sözcüsü olmaya, karşıt görüşleri itibarsızlaştırmaya ve olayları çarpıtmaya dönüştü. Tarafgirlik, mesleğin önüne geçti. Bir yanda iktidarın borazanlığını yapanlar, diğer yanda muhalefeti kendi çıkarları için kullananlar…

Medya, toplumun pusulasıdır. Ama bu pusula bozulduğunda, toplum doğru yönü bulamaz. Bilinçli ya da bilinçsiz şekilde yapılan her manipülasyon, halkın gerçekleri görmesini engeller. Bu yüzden bugün ülkemiz, gereksiz tartışmaların içinde kayboluyor. Önemli meseleler, yerini yapay krizlere bırakıyor. Halk, medyanın yönlendirdiği şekilde düşünüyor, tartışıyor ama asıl sorunları konuşamıyor.

Gazeteciliğin bu hale gelmesi, sistemin sağlıksız işlemesinin bir sonucu. Düzen bozuldukça, meslek etiği de çöküyor. İdeallerin yerini, kliklerin menfaatleri alıyor. Bir kısım gazeteciler, kalemlerini satıyor, bir kısmı da halkı kutuplaştırmayı gazetecilik zannediyor. İşin trajik tarafı, mesleğine sadık, gerçekten idealist gazeteciler de bu ortamda ezilip gidiyor.

Ülke, dezenformasyon batağına saplanıyor. İnsanlar, medyaya güvenmiyor. Gerçek ile kurgu arasındaki çizgi siliniyor. Ve en önemlisi, toplum kutuplaştıkça kutuplaşıyor. Eğer bir ülke ilerleyecekse, bunun yolu özgür ve dürüst basından geçer. Gerçek gazetecilik, halkı bölmek değil, birleştirmektir. Kamuoyuna hakikati sunmaktır. Tarafgirliği değil, objektifliği savunmaktır.

Ama biz, gazetecilik yerine şimdi propaganda izliyoruz. En acısı da bu. Allah akıbetimizi hayır eylesin.

Gazetecilik mi, Kaos Tetikçiliği mi?
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Sivas SRT ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!