Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Lefkoşa
Gazimağusa
Girne
Güzelyurt
İskele
Pristina
USD47,57
%0.06
EURO54,77
%0.05
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Ahmet Hasdemir
  4. SİSTEM YORGUNU HEKİMLER, UMUTSUZ HASTALAR
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

SİSTEM YORGUNU HEKİMLER, UMUTSUZ HASTALAR

Geçtiğimiz hafta sonu, rutin sağlık kontrollerim için aile hekimime uğradım. Saat on civarıydı; kan tahlili için son dakikada yetiştim. Benimle birlikte sıradaki son hastaymışım. Aile hekimim, yıllardır sağlık konularında yanımda olan, aynı zamanda samimi bir dostumdur. “Bugün kaç kişi baktın?” diye sordum. “Seninle birlikte elli ama öğleden sonrası da var!” dedi. Şaşırdım, “Bu çok değil mi?” deyince, içini çekerek “Çok, maalesef” dedi. Ardından gelen sohbet ise adeta sağlık sisteminin derin yaralarına tutulmuş bir aynaydı.

Aile sağlığı merkezleri, sağlık sisteminin en temel basamağı olması gerekirken, bugün geldiğimiz noktada hastaların da hekimlerin de sıkıntı yaşadığı, yoğun ve yıpratıcı bir iş yüküyle baş etmeye çalıştığı kurumlara dönüşmüş durumda. Hekim her ilacı yazamıyor. Yazdığında ise performans puanı düşüyor, bu da doğrudan maaşına yansıyor. Bu nedenle birçok hasta, basit bir ilaç için bile hastanelere yöneliyor. Hal böyle olunca hem aile hekimlikleri hem de hastaneler fazlasıyla kalabalıklaşıyor.

Ondan önceki hafta da göz hekimi arkadaşıma göz muayenesi için uğradım. Öğleden sonraydı, o gün yüzden fazla hastaya bakmıştı. “Bu yoğunlukta ne hastaya yeterli zaman ayırabiliyorum ne de kendime. Ne hasta memnun ne de ben. Çözüm mü? Açıkçası bilmiyorum,” dedi. Gerçekten de sistemin içinde çırpınan hekimlerin sesi artık duyulmalı.

Bir başka can yakan mesele de özel hastaneler. Özel sağlık kuruluşları, yüksek fiyatlarla yalnızca vatandaşın değil, sigorta kurumunun daha doğrusu devletin de belini büküyor. Bu konuda bizzat yaşadığım bir tecrübe var. Eşimi yakın zamanda iki gün özel hastanede yatırdık. Tanıdık olmamıza ve ‘ikramlı’ denilen tarife uygulanmasına rağmen ödenen ücret oldukça yüksekti. Üstelik hastane bu ücretin en az bir o kadarını da devletten tahsil etti. Bu uygulama hem adaletsiz hem de sürdürülebilir değil.

Ülkemizde ilaçların, medikal cihazların ve sarf malzemelerinin büyük çoğunluğu ithal ediliyor. Bu durum zaten ekonomik anlamda ciddi bir yük oluştururken, bir de bu hizmetlerin bilinçsizce kullanımı sisteme büyük zarar veriyor. “Nasıl olsa ücretsiz” anlayışı, vatandaşın en küçük şikâyetle sağlık kuruluşlarına başvurmasına neden oluyor. Sonuçta hem insan kaynağı hem de kaynak israfı yaşanıyor.

Bu tabloya bakıldığında sağlıkta reformlar yapılmasına rağmen sistemin hâlâ sancılı bir şekilde ilerlediği görülüyor. Batı ülkelerinde uygulanan modeller incelenmeli. Örneğin, sık sağlık hizmeti kullananlardan daha yüksek prim ya da ücret alınması gibi. Tıpkı kasko sigortalarında olduğu gibi, kişinin sağlık kullanım geçmişine göre bir risk primi belirlenebilir. Bu yöntem, hem adil olur hem de hizmetin daha bilinçli kullanımını teşvik eder.

Devlet, sağlık harcamaları için her yıl devasa bütçeler ayırıyor. Ancak ortadaki tablo gösteriyor ki ciddi bir kaynak israfı söz konusu. Hükümetin tasarruf tedbirleri aldığı bu dönemde sağlık alanındaki kayıplar göz ardı edilmemeli. Aksi halde, “sağlıkta çağ atladık” sözleri büyük bir çöküşe dönüşebilir.

Sağlık, bir ülkenin en kıymetli hazinesidir. Bu hazineyi korumanın yolu, sadece beton binalar yapmak, cihazlar almak değil; adil, etkin ve sürdürülebilir tüm unsurların uyumla işlediği bir sağlık ekosistemi kurmakla mümkündür. Mevcut sistem, ne hekime ne hastaya ne de devlete zerre fayda sağlamıyor.

SİSTEM YORGUNU HEKİMLER, UMUTSUZ HASTALAR
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Sivas SRT ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!