ANKARA – BHA
Cidde Eski Basın Ataşesi Bahattin Akyön, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu. Akyön, bu anlaşmanın yalnızca üç ülkenin kapsamıyla sınırlı kalmayabileceğine ve daha geniş bir bölgesel güvenlik iş birliği platformu oluşturabileceğine dikkat çekti.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, 7 Ağustos 2026 tarihinde Mekke’de gerçekleştirilen toplantıda Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı imzaladı. Bu anlaşmayla birlikte, üç ülke savunma, güvenlik ve bölgesel istikrar konularında yeni bir iş birliği sürecine adım attı. Resmî uzmanlar, anlaşmanın hiçbir ülkeyi hedef almadığını ve bu çerçevede ortak güvenliğin ile kolektif caydırıcılığın güçlendirilmesinin amaçlandığını belirtti.
Akyön, değerlendirmesinde Mekke İttifakı’nın yalnızca Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’a ait bir mesele olarak algılanmaması gerektiğini vurguladı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ise 31 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, anlaşmanın başka ülkelerin katılımına açık olduğunu ve katılacak ülkelerle ilgili bir yol haritasının oluşturulması üzerinde çalıştıklarını ifade etti. Fidan, ittifakın genişlemeden önce kurumsal temellerinin kuvvetle oluşturulmasının büyük önem taşıdığını belirtti.
İttifakın kurumsal yapısının geliştirilmesine yönelik çalışmalar devam ediyor. Fidan, 25 Eylül’de New York’ta Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ve Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ile bir araya gelerek, teknik müzakerelerin mevcut durumunu ve Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi’nin bir sonraki toplantısının hazırlıklarını görüştü.
Akyön, Mekke’de oluşturulan ittifakın, bölgedeki dengeler açısından önemli sonuçlar doğurabileceği görüşünü paylaştı. Bölgenin geleceğinin yalnızca dış güçlerin kararlarıyla değil, aynı zamanda bölge ülkelerinin kendi güvenlikleri konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmeleriyle şekillenebileceğini ifade etti.
Mekke Anlaşması çerçevesinde tesis edilen Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi’nin ilk toplantısı 31 Ağustos’ta İstanbul’da gerçekleştirildi. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan, bu toplantının ardından kalıcı barış ve istikrar için iş birliğini sürdürme kararlılıklarını vurguladı.
Türkiye’nin anlaşmadaki rolünü değerlendiren Akyön, güçlü bir Türkiye’nin yanı sıra uluslararası ilişkilerde güvenilir bir Türkiye’nin de önem taşıdığını belirtti. Devletler arasındaki ilişkilerin sadece ortak çıkarlar değil, aynı zamanda verilen sözlerin yerine getirilmesi üzerine inşa edilmesi gerektiğini ifade eden Akyön, Mekke Anlaşması’nı Türkiye’nin tarihî devlet geleneği ile günümüz diplomatik kapasitesinin birleştiği bir süreç olarak değerlendirdi.
Akyön, Cumhurbaşkanı dönemindeki Türk dış politikasının farklı coğrafyalarla eş zamanlı diplomatik ilişkiler yürütme ve kriz dönemlerinde iletişim kanallarının açık tutulması yaklaşımını vurgulayarak, Türkiye’nin bölgesel meselelere olan sorumluluk üstlenme iradesinin Mekke Anlaşması’yla bir kez daha manifest edildiğini savundu.
Mekke’de atılan adımın gelecekte kurumsal ve kalıcı bir yapıya dönüşmesinin önemine dikkat çeken Akyön, dünya genelinde güven

















