
ANKARA – BHA
“Bırakalım o zaman ormanlar yansın öyle mi?” sorusuyla başlayan çağrı metni, yangınlara ilişkin toplumsal bir duyarlılığın arttığını açıkça ortaya koyuyor. Her yıl yaşanan bu felaketin, artık sadece bir doğa olayı olmaktan çok daha fazlası olduğu bir gerçek.
Yanan sadece ağaçlar değil, umutlarımız
Gelen yangın haberlerinin halkın moralini bozan bir etkisi olduğu ifade ediliyor. “İklimler değişiyor, yanan ormanlardaki inleyen canlıların sesi kulaklarımızdan silinmiyor” şeklindeki ifadeler, yaşanan trajedinin boyutunu gözler önüne seriyor. Vatandaşların talebi ise yangınların önlenmesi için atılacak ciddi adımları görmekten yana.
Tarım ve Orman Bakanı’nın “en iyi yangın söndürme yöntemi, yangının hiç çıkmamasını sağlamaktır” sözü, bu konudaki beklentilerin ne denli önemli olduğunun altını çiziyor. Ancak art arda patlak veren yangınlar ve olası sabotaj şüphelerinin yok sayılması, endişeleri artırıyor.
“Kırmızı Alarm” ve seferberlik çağrısı
Metinde, “Bu yıl yaşadığımız yangınlar hiç normal değil. Derhal kırmızı alarm verilmeli.” denilerek, özellikle yaz aylarında kamu kurumları ve vatandaşların sürekli olarak alarm durumuna geçirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Dört ay sürecek bir teyakkuz sisteminin uygulanması, zor ama gerekli bir seçenek olarak belirtiliyor.
Vatandaşlardan gelen yüzlerce öneri
Metin, yangınlara dair çözüm önerilerinin bir derlemesini de sunuyor. İşte dikkat çeken birkaç öneri:
Yangın söndürme filosunun güçlendirilmesi:
Devletin olanakları sınırlıysa, vatandaşlardan yardım toplanmalı. Tarihte olduğu gibi “Ordu Millet El Ele” gibi kampanyalarla hava araçları alımı desteklenebilir.
Yangın algılama ve takip sistemleri:
Isıya duyarlı sensörler ve görüntüleme kameraları ile ormanlık alanların izlenebilirliği artırılmalı.
Yangın söndürme bombası projesi:
Bir üniversiteden geliştirilen yerli ve milli bir yangın söndürme bombasının durumu araştırılmalı. Prototipi hazır olan bu ürün neden kullanılmıyor?
Gönüllü ekipler ve fahri müfettişler:
Geçmişte olduğu gibi sivil savunma ekiplerinin yeniden aktif hale getirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Ormanlar çeşitlendirilmelidir: Çam yerine daha az yanıcı olan zeytin, meşe gibi ağaç türlerinin yaygınlaştırılması öneriliyor.
Enerji nakil hatları yer altına alınmalı:
Bu durum, yangın risklerini azaltırken aynı zamanda söndürme uçuşlarının güvenliğini artıracaktır.
Anız yakımıyla mücadele: Anız nedeniyle çıkmış olan yangınların sayısının hâlâ yüksek olduğu belirtiliyor, çiftçilerin bilinçlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor.
İHA ve dron destekli sistemler: Yangın söndürücü araçların geliştirilmesi, havadan müdahaleyi kolaylaştıracak.
Su hatları projeleri: Denizlerden ormanlara su taşınması için projeler geliştirilmelidir. “Doğal gaz için boru hattı çekiliyor da orman için neden olmasın?” sorusu dikkat çekici bir noktaya işaret ediyor.
Yönetim zafiyetine dair eleştiriler
Orman teşkilatından emekli bir uzman, yangın yerlerine üst düzey bürokratların gitmemesi gerektiğini savunarak, süreci uzaktan yönetmenin daha etkili olacağını belirtiyor. Valilerin de yangın komutanlığına soyunmaması gerektiğinin altı çiziliyor

















