
RİZE-BHA
Kaçkar Dağları Ultra Trail Festivali’ne ev sahipliği yapılacak.
İçeriği Görüntüle
Vali İhsan Selim Baydaş, Devlet Su İşleri (DSİ) ve Meteoroloji verilerini göz önünde bulunduran uzmanların uyarıları üzerine, gece saat 01.48’de kritik bir karar alarak riskli bölgelerde tahliye işlemlerine başladı. Güvenlik güçleri, sokak sokak dolaşarak ve camilerden anonslar yaparak tahliye sürecini yönetti. Sabah saat 05.00 sularında meydana gelen sel felaketi sırasında alınan bu önlemler sayesinde yaklaşık 300 kişinin hayatının kurtulduğu bildirildi. Büyük bir mal kaybı yaşandı, ancak can kaybının olmaması en büyük teselli olarak değerlendiriliyor.
Hazırlığın Önemi
Vali Baydaş’ın açıklamaları ve sahada gözlemlerimiz, sel öncesinde yapılan dere ve menfez temizliğinin felaketin boyutunu önemli ölçüde sınırladığını göstermektedir. Suların engellere takılmadan akabilmesi sayesinde, oluşan zarar en aza indirildi. Bu durum, afet yönetimi açısından örnek alınması gereken bir tablo sunuyor.
Vali Baydaş, sel öncesinde yapılan dere ve menfez temizliği çalışmalarının büyük zararlara engel olduğunu vurguladı. İki yıl süren bu çalışmalar neticesinde, suların engellere takılmadan akması ile felaketin etkileri azaltılmış oldu.
Son dönemlerde yaşanan seller, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nı da harekete geçirdi. Karadeniz illerini kapsayan 15 maddelik bir “İklim Değişikliği Eylem Planı” hazırlandı. Bu kapsamda 19 bin akar dere ve 131 bin kuru dere incelendi, ayrıca riskli bölgelerdeki yaklaşık 2 bin binanın acilen taşınması gerektiği tespit edildi. Görülen o ki, bu mesele ciddiyetle ele alınmalı; binaların taşınması kaçınılmaz hale geliyor.
Rize’nin Kentsel Dönüşüm Yaklaşımı
Belediye Başkanı Rahmi Metin ile yapılan görüşmede, onun bakış açısının farklı olduğu belirtildi. Sosyoloji eğitiminin etkisiyle, kentsel dönüşümde daha insani ve adil bir yöntem öneriyor: “Konuma göre kura.” Böylece eski binalarında ön cephede oturanların, dönüşüm sonrası da aynı konumdan hak sahibi olması mümkün olacak. Bu yöntem, sürecin daha az sorunla ilerlemesine katkı sağlayabilir.
Felaketler, riskli yapılardaki mülkiyet hakkının sınırsız kullanımının doğru olmadığını hatırlatıyor. Mülkiyet hukukunun, afet durumlarına özgü olarak esnetilmesi ve dönüşümde yöreye uygun dağıtım mekanizmalarının oluşturulması gerekiyor. Bu noktada belediyelerin görüşlerinin dikkate alınması ve yeni bir mevzuat hazırlanması şart.
Rize’de yaşananlar, felaketler olmadan önce alınacak tedbirlerin hayat kurtardığını bir kez daha kanıtlıyor. Ancak bunun için yalnızca teknik hazırlık değil, sosyolojik ve hukuki düzenlemelerin de hayata geçirilmesi gerekmektedir.

















