Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Lefkoşa
Gazimağusa
Girne
Güzelyurt
İskele
Pristina
USD48,46
%0.06
EURO56,33
%-0.02

Tahtakuşlar’da Kültürel Buluşma ve Hikayeler

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

ANKARA – BHA

Eğitimci-Türkolog Hayat Aras, yazısında şu ifadelere yer verdi:

”Galsan Çinag’la buluşacağımız yerin Tahtakuşlar olduğunu öğrendiğimde heyecanım iki katına çıkmıştı. Bir yolculukta iki güzelliği birden yaşayacaktım: Uzaklardaki atam, ulu kam ve büyük yazar Sengel Tuvası Galsan Çinag’la buluşacak; aynı gün Kazdağları’nın eteğinde yaşayan Tahtacı Türkmenlerini yakından tanıyacaktım. Sengel’in bilge kişisi Galsan ile Tahtakuşlar’ın can kardeşleri… Araya giren sayısız yılları ve binlerce kilometreyi tek bir bakışta eriten, zamanın ve mesafelerin unutturamadığı o gizli akrabalık, Kazdağları’nın esintisinde yüz yüze gelmişti. O gün, bu iki adın aynı hikâyenin içinde nasıl kökleneceğini ve tek bir yazgıda nasıl düğümleneceğini henüz bilmiyordum.

Eski adı “Kuşlar Bayırı” olan Tahtakuşlar, Kazdağları’nın gölgesine sığınmış köklü Tahtacı Türkmen yurtlarından biridir. Onları, “tahtacılık” mesleğiyle anıp geçmek, titizlikle sakladıkları, özenle korudukları, büyülü kültür dünyasının eşiğine basmadan dönmek olur. Bu eski topluluğun Kazdağları’ndaki ayak izlerini sürdüğümüzde, karşımıza çıkan o bitimsiz göçerlikten yerleşik hayata geçiş hikâyesi bizi asırlık bir yolculuğa çıkarır. Toroslar’ın zirvelerinden Kuzey Ege’nin koyaklarına kadar keçe çadırlarında, mevsimlerin peşinde yaylak-kışlak bir düzenle yaşam süren Tahtacılar; ormana adanmış hayatlarını zamanla toprağa bağlı yeni bir yaşam pratiğiyle harmanlamışlardır. İşte bu konar-göçer yalıtılmışlık, onların uzak topraklardan getirdikleri kimliklerini bugüne ulaştırmalarını sağlamıştır.

Sıradan bir coğrafya unsurunun ötesinde olan Kazdağları, köyün ardında tüm heybetiyle yükseliyor. Sarıkız efsanesi çevresinde anlatılanlar, ziyaret tepeleri, dilekler, kurbanlar, ağaçlara bağlanan bezler dağın insan hayatındaki manevi yerini yüceltiyor. Ağaçlardaki çaputları görünce Moğolistan’daki ovoolar, Tuva’daki ovaalar ve diğerleri geldi aklıma. Dağlarda, geçitlerde, yol boylarında taşlarla yükselen, bezlerle işaretlenen, insanların önünde durup saygıyla dilekte bulunduğu o kutsal yerleri düşündüm. Ayrı tarihlerin ve süreçlerin içinden gelen insanlar dağı, ağacı, suyu, mezarı, atayı hangi anlamlarla hayatlarının içine ve merkezine alıyor? Birbirine bu denli benzeyen uygulamaların ardında ortak bir kök tarih mi, kültürel temas mı, yaşanılan çevrenin doğurduğu yakın insan refleksleri mi, yoksa birbirinden bağımsız gelişmeler mi bulunuyor? Bu soruların ardından zihnim, Kazdağları’nın esintisinden yeniden Sengel’e döndü.

Galsan Çinag, Moğolistan bozkırları ile Altaylar’ın kesiştiği bu zamansız dünyanın içinden, kamların ve göçerlerin felsefesiyle süzülüp gelmişti. Onun çocukluğunun geçtiği Sengel bölgesinde; Tuvalar, Kazaklar, Moğollar ve Altayların yerel boyları çok kültürlü bir bütünlük içinde bir arada yaşamaktadır. İşte o gün Sengel; tüm bu o

Tahtakuşlar’da Kültürel Buluşma ve Hikayeler
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Sivas SRT ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!