
Sosyal medyada tarih, siyaset ve sosyal faktörler üzerinde analizler yaparak tahminler sunan bir Çinli akademisyen, Orta Doğu’daki mevcut savaşa dair değerlendirmelerde bulundu.
Profesör, Türkiye’nin savaşın merkezinde yer aldığını ve sonuçlar üzerinde etkili olacak güce sahip olduğunu vurguladı. “Herkes ABD’yi, İran’ı, İsrail’i, Rusya’yı ve Suudi Arabistan’ı izliyor. Ama bu savaşın seyrini değiştirebilecek tek ülke Türkiye’dir” dedi.
Türkiye’nin savaşta taraf tutmaktan uzak, daha stratejik bir yaklaşım benimsediğine dikkat çeken profesör, “Türkiye, bu savaşın henüz kimsenin farkında olmadığı ama her şeyi belirleyebilecek olan gerçek yapılandırıcıdır” şeklinde konuştu.
Stratejik konumunun önemine değinen akademisyen, Türkiye’nin Avrupa ile Asya’nın kesişim noktasında bulunduğunu ve Boğazları kontrol etmesi nedeniyle Rusya üzerinde önemli bir baskı aracına sahip olduğunu dile getirdi. Aynı zamanda, Türkiye’nin İran ve onun vekil güçlerinin aktif olduğu Irak ve Suriye ile komşu olduğuna da dikkat çekti.
“KÜRESEL STRATEJİNİN MERKEZİ”
Profesör, Türkiye’nin coğrafyasının onu dünya üzerindeki büyük stratejik hesaplamaların merkezine yerleştirdiğini belirtti. “Bu tesadüf değil. Osmanlı Devleti’nin 500 yıllık stratejik mirasının günümüzdeki tezahürü” düşüncesini paylaştı.
Türkiye’nin etkili bir oyuncu olmasının temel sebeplerinden birinin İncirlik Hava Üssü olduğunu söyleyen akademisyen, “Bu üs, Orta Doğu’ya ulaşım menzilinde kritik bir konumda yer alıyor” ifadelerini kullandı.
“TÜRKİYE’NİN KARTI”
Yalnızca askeri değil, siyasi açıdan da önemli olan İncirlik Hava Üssü ile ilgili detaylara değinen profesör, Türkiye’nin bu üs üzerinde önemli bir kaldıraç gücüne sahip olduğunu söyledi. 2016’daki olaylardan sonra Türkiye’nin üssün kullanımını kısıtladığını hatırlatarak, “Türkiye, bu üssü gerektiğinde işlevsiz hale getirebileceğini gösterdi” dedi. Bu kartın henüz kullanılmadığını ve doğru zaman geldiğinde Türkiye’nin farklı bir strateji izleyebileceğini sözlerine ekledi.
İkinci önemli faktör olarak Türk boğazlarını ve Rus donanmasını gösteren akademisyen, Türkiye’nin Montrö Sözleşmesi’ni uygulayarak Rusya üzerinde yapılan kısıtlamaların altını çizdi. Ancak Türkiye’nin boğazları tamamen kapatmadığını belirtti.
Üçüncü önemli noktanın ise Kürt meselesi olduğunu ifade eden profesör, Türkiye’nin Suriye ve Irak’taki Kürt oluşumlarına karşı tutumunun ABD için bir diplomatik sorun yarattığını vurguladı. Türkiye’nin bu sorunu çözme veya daha da zorlaştırma yeteneğine sahip olduğuna inandığını aktardı.
“ARABULUCULUK ROLÜ”
Dördüncü nokta olarak, Türkiye’nin ABD ve İran arasında arabuluculuk yapabilme potansiyelini belirtti. Türkiye’nin stratejik avantajlarının yanı sıra bölgedeki etkisini artırmak istediğini de vurguladı.
“Türkiye, NATO’ya katıldığında da bu durumla hareket etti ve vazgeçilmezliğini kullanarak şartlarını kabul ettirdi. Sonuç olarak, Türkiye savaşın sonucunu belirlemeyecek, ancak süreç üzerinde etki sağlayacak. Nihayetinde herkes, Ankara ile görüşmek zorunda kalacaktır. Kral yapıcı savaşı kazanmaz; kimin kazanacağını belirler. Ve şu anda bu rol için en iyi konumdaki ülke Türkiye” şeklinde açıklamada bulundu.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)

















