
ANKARA – BHA
Prof. Dr. Zakir Avşar, Filistin meselesinin yalnızca bölgesel bir çatışma olmadığını, aynı zamanda küresel düzeyde siyasal meşruiyetin ve uluslararası düzenin sorgulandığı çok boyutlu bir sorun olduğunu vurguladı. Türkiye’nin bu konudaki yaklaşımının tarihsel süreklilik, etik duruş, diplomatik kapasite ve kamu diplomasisi gibi unsurlarla şekillendiğini ifade etti.
“One Minute” ve Mavi Marmara örnekleri
2009 Davos Zirvesi’nde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “One Minute” ifadesi, 2010’daki Mavi Marmara olayı ve 2017’deki Birleşmiş Milletler Kudüs oylaması gibi önemli gelişmelere işaret eden Avşar, bu olayların Türkiye’nin sadece tepkisel değil, aynı zamanda kararlı ve ilkeli bir dış politika izlediğinin bir kanıtı olduğunu değerlendirdi.
“İlke Temelli Bölgesel Güç” ifadesi
Yazıda, Türkiye’nin Filistin politikasının sadece duygusal ya da ideolojik temellerle değil, gerçekçi ve uzun vadeli hedeflere dayandığı belirtildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu süreçte gösterdiği liderliğin, küresel vicdanın sesi olduğu ifade edildi. Türkiye’nin, özellikle iki devletli çözüm önerisi ve insani yardımlar vasıtasıyla yapıcı bir aktör rolü üstlendiği kaydedildi.
Muhalefete yönelik eleştiriler
Avşar, muhalefetin 7 Ekim 2023 sonrası Gazze’de yaşanan insanlık dramına karşı tutumunu eleştirerek, geçmişteki çelişkili yaklaşımlarla bugünkü açıklamaları arasında belirgin bir tutarlılık eksikliği olduğunu savundu. AK Parti hükümetlerinin ise dış politika söylemini uzun vadeli bir stratejiye dönüştürdüğünü vurguladı.
Toplumsal duyarlılık ve devlet politikası uyumu
Yazıda dikkat çeken bir diğer önemli husus, Türkiye’nin Filistin politikasında kamuoyunun kaygıları ile siyasi kararlar arasında sağlanan uyum oldu. Avşar, toplumun Filistin meselesine karşı gösterdiği yüksek duyarlılığın geçici tepkilerle değil, belgelenebilir, ilkesel ve sürdürülebilir politikalarla desteklenmesi gerektiğini ifade etti.
“Türkiye küresel düzeyde ilke temelli bir aktör”
Sonuç olarak Prof. Dr. Zakir Avşar, Türkiye’nin Filistin politikasının sadece bölgesel değil, aynı zamanda küresel anlamda adalet, hukuki sorumluluk ve siyasal meşruiyet temelinde şekillendiğini belirtti. Bu politikanın sürdürülebilirliğinin yalnızca hükümetle sınırlı kalmaması, siyaset, akademi, medya ve sivil toplumun da sorumluluk bilinciyle hareket etmesine bağlı olduğunu vurguladı.
ABB’den “Pozitif Ergen Müdahale Gelişim Programı”
İçeriği Görüntüle
YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ…

















