Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Lefkoşa
Gazimağusa
Girne
Güzelyurt
İskele
Pristina
USD48,46
%0.06
EURO56,33
%-0.02

Yeni Anayasa İhtiyacı: Türkiye’nin Dönüşüm Süreci

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

ANKARA-BHA

Prof. Dr. Ali Demir, başlıklı yazısında özetle şunlara yer verdi:

“Türkiye, ikinci yüzyılına girerken sadece siyasal sistemini değil, siyasal zihniyetini de dönüştürme eşiğinde duruyor. Bu değişim ve dönüşümün merkezinde, toplumsal taleplerin ve tarihsel birikimin yeniden anlamlandırıldığı bir ihtiyaç olarak yeni ve sivil bir anayasa olduğu açık…”

1982 Anayasası, her ne kadar çeşitli dönemlerde reforme edilmiş olsa da, milletin iradesine rağmen şekillenmiş vesayetçi bir ruhun taşıyıcısı durumundadır. Günümüzde Türkiye, kendi tarihine, kültürüne ve toplumsal yapısına uygun, yerli ve millî bir anayasa yapma fırsatı yakalamış durumdadır. Yeni anayasa kesinlikle bir ihtiyaçtır ve bu ihtiyaç, sadece teknik bir hukuk meselesi değil; milletin devletle, aidiyetle ve gelecek vizyonuyla kurduğu ilişkinin yeniden tarifidir.

Modern anayasa teorileri, bir anayasanın iki düzeyde değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyar: Meşruiyet ve temsiliyet.

Türkiye’de anayasal düzenlemelerin çoğu, ya darbe dönemlerinde ya da siyasal kriz ortamlarında gerçekleştirilmiştir.

Dolayısıyla bu metinler, milletin iradesini tam anlamıyla yansıtmamış; daha çok devleti millete karşı koruyan bir “güvenlik metni” şeklinde kurgulanmıştır.

Oysa yeni anayasa, artık bir devletin millet karşısındaki güvencesi değil; milletin devlete yön verdiği bir kurucu sözleşme olmalıdır. Bu yaklaşım, yalnızca siyasi değil aynı zamanda epistemolojik bir kırılmayı da işaret eder: Mevcut anayasal mantık, Batıcı pozitivist ve bürokratik bir formasyonun ürünüdür; yeni anayasal bakış ise Türkiye merkezli bir medeniyet kodunun çağdaş ifadesi olma potansiyelini taşımaktadır.

Yeni anayasa tartışmalarında en çok üzerinde durulması gereken kavramlardan biri, şüphesiz “Türk milleti” ifadesidir. Bu ifade, etnik daralmayla yorumlandığında dışlayıcı bir anlam kazanırken; tarihsel-kültürel aidiyetle ele alındığında ise birleştirici ve kurucu bir kimlik kodu olarak öne çıkmaktadır.”

YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN….

Yeni Anayasa İhtiyacı: Türkiye’nin Dönüşüm Süreci
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Sivas SRT ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!