ANKARA – BHA
Kazakistan Gazeteciler Birliği Üyesi Dr. Asel Nurbaeva, “2026 Kuşak ve Yol Gazeteciler Forumu” çerçevesinde Çin’in Lianyungang kentini ziyaret etti. Ziyareti esnasında çocukluğunda izlediği “Batıya Yolculuk” dizisiyle özdeşleşen Huaguoshan Dağı’nı gören Nurbaeva, yıllar önce kurduğu hayalini gerçeğe dönüştürdü.
Kazakistan Gazeteciler Birliği Üyesi Dr. Asel Nurbaeva, “Karlı Altaylar’dan Huaguoshan’a: 28 Yıl Sonra Çocukluğumla Buluşma” başlıklı yazısında şu şekilde ifade etti:
“Karlı Altaylar’dan Huaguoshan’a: 28 Yıl Sonra Çocukluğumla Buluşma
Bazı yolculuklar yalnızca yeni şehirleri ve farklı kültürleri keşfetmekle kalmaz, geçmişin anılarını da canlandırır. Zihnimizde sakladığımız hatıraları yeniden gün yüzüne çıkarır ve çocukluğumuzdan bugüne uzanan görünmez bağları yeniden kurar. Benim için Çin’in Lianyungang kentine yaptığım yolculuk tam böyle bir deneyim oldu.
Bu yolculuğu hayatımın bana sunduğu özel bir hediye olarak görüyorum. “2026 Kuşak ve Yol Gazeteciler Forumu” kapsamında yaptığım ziyaret, beni sadece Çin’in doğal güzellikleri, kültürel mirası ve ekonomik iş birliği projeleriyle tanıştırmakla kalmadı; aynı zamanda 28 yıl önce Moğolistan’ın karlı Altay Dağları’nda yaşayan küçük bir Kazak kızının yüreğinde yer eden bir hikayeye yeniden kavuşmama vesile oldu.
O hikâyenin adı “Batıya Yolculuk”tu.
Çocukluğumun Gözünden Çin
Çocukluğumu Moğolistan’ın karlı Altay Dağları’nın eteklerinde, Kazakların yaşadığı bir bölgede geçirdim. Yüksek rakımı ile bilinen memleketimizin iklimi oldukça sertti. Kışlar uzun ve soğuk, yazlar ise kurak geçerdi.
Böyle günlerde evimizin sıcaklığı, annemin lezzetli yemekleri ve babamın şefkatli kucağı benim için dünyanın en güvenli alanlarına dönüşüyordu. Ancak televizyon ekranında beni bambaşka coğrafyalara götüren bir dünya vardı: Çin’in ünlü dizisi “Batıya Yolculuk”.
Diziyi ilk kez Çin’in Sincan bölgesinde Kazakça yayın yapan CCTV-8 kanalında izledim. Ekranda gördüğüm yemyeşil dağlar, sık ormanlar, masmavi gökyüzü ve çağlayan nehirler, çocuk hayal gücümde yeryüzündeki cennetti.
Karlı Altaylar’ın soğuk ikliminde büyüyen bir çocuk için bu manzaralar bambaşka bir dünyanın kapısını aralıyordu. O zamanlar bu yerlerin nerede olduğunu bilmiyordum. Yalnızca güzelliklerine hayran kalıyor ve bir gün o dünyayı kendi gözlerimle görebilme umudunu taşıyordum.
Yıllar geçti. Eğitim için İstanbul’a, sonrasında Almatı’ya taşındım. Farklı şehirler gördüm, yeni kültürlerle tanıştım ve gazetecilik mesleğim aracılığıyla dünyanın dört bir yanından insanlarla iletişim kurdum. Şimdi iki kızım var ve çocukluğumdan kalan o sıcak anıların hâlâ içimde canlı olduğunu fark ediyorum.
Ama kaderin beni bir gün o televizyon dizisinin dünyasına götüreceğini asla düşünmemiştim.
Bir

















