
ANKARA – BHA
Altın fiyatlarında yaşanan artışın sebepleri arasında yalnızca klasik ekonomik faktörler değil, aynı zamanda siyasi gelişmeler de dikkat çekiyor. ABD’nin yeni yönetimi, küresel sistemdeki rolüne dair verdiği mesajlarla piyasalar üzerinde etkili oldu. “Dünyanın jandarması” rolünden geri çekileceğine dair sinyaller ve doların sınırsız biçimde basılan küresel rezerv para olma konumunda değişim beklenmesi, altına olan ilgiyi artırdı.
2025’te altın alımında kimler öne çıktı?
2025 yılı, merkez bankalarının altın alımlarıyla gündeme gelse de, bu yıl alım hızının bir önceki yıla göre yavaşladığı gözlemlendi. Yıl genelinde yaklaşık 900 ton net altın alımı gerçekleşti. Bu rakam, 2024’teki 1.045 tonluk rekorun altında kaldı. Polonya, Çin, Türkiye ve Kazakistan gibi ülkeler, alımlarda dikkat çeken ülkeler oldu. Bu durum, de-dolarizasyon ve rezerv güvenliği stratejilerinin sürdüğünü gösteriyor.
Fiyatlardaki yükselişi tetikleyen ek talepler ise borsa yatırım fonları (ETF) kaynaklı oldu. Özellikle ABD’li kurumsal yatırımcıların dikkate değer ilgisiyle, küresel altın ETF’lerine rekor seviyelerde girişler kaydedildi. Yılın ilk yarısında yaklaşık 397 ton, üçüncü çeyrekte 222 ton net giriş yaşanırken, 2025 genelinde bu rakam 800 tonu aştı. Bu, 2023’te ETF’lerden 244 ton çıkış yaşanması ve 2024’teki talebin neredeyse sıfırda kalmasıyla karşılaştırıldığında dikkat çekici bir dönüş sağladı. Yeni yönetimin göreve gelmesiyle birlikte ABD merkezli kurumsal yatırımcıların altın ETF’lerine yönelmesi, fiyatlardaki artışı hızlandırdı.
Bireysel yatırımcılar da piyasada aktif bir rol oynadı. Külçe ve madeni para talebi, her çeyrek 300 tonun üzerinde seyretti. 2025’te bireysel talep, ilk üç çeyrekte sırasıyla 325 ton, 307 ton ve 316 ton olarak kaydedildi ve yılsonunda yaklaşık 1.200 ton seviyesine ulaştı. Asya ülkeleri, özellikle Çin ve Hindistan, bireysel talepte öne çıktı. Bu talebin, 2024 yılına göre hafif bir artış gösterdiği belirtildi.
Gelecekte altın fiyatları ne yönde ilerleyecek?
Uzmanlar, altındaki yükselişin arkasında ABD’nin altın varlıklarına verdiği önemin arttığına dair sinyaller olduğunu vurguluyor. Bu yaklaşımın, ABD merkezli bankaların COMEX piyasasında gümüşte ilk kez net “long” pozisyona geçişinde de etkili olduğu ifade ediliyor.
Altındaki rekor seviyeler, artan küresel ekonomik belirsizliklerin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. ABD’nin küresel rolündeki değişim, deglobalizasyon süreci, ticaret savaşları ve jeopolitik belirsizlikler, bölgesel çatışma risklerini artırmaktadır. Doların rezerv para rolünün zamanla zayıflaması ve altın, gümüş ile Bitcoin gibi sınırlı arzı olan varlıklara yönelimin artması; stagflasyon ve resesyon risklerine dair endişeleri de gündeme getiriyor.

















