
İSTANBUL-BHA
İstanbul’un fethiyle camiye dönüştürülen ve 481 yıl cami olarak hizmet veren Ayasofya, 1930’lu yıllarda başlayan restorasyon çalışmalarının sonucunda kapılarını halka kapatmıştır. Ardından, 24 Kasım 1934 tarihinde alınan bir Bakanlar Kurulu kararıyla müzeye dönüştürülmüştür. Danıştay, 10 Temmuz 2020 tarihinde bu Bakanlar Kurulu kararını iptal etti. Hemen sonrasında Cumhurbaşkanı tarafından yayımlanan bir kararname ile Ayasofya Camii, 24 Temmuz 2020 tarihinde kılınan Cuma namazıyla yeniden ibadete açıldı.
Açıldığı günden bu yana yaklaşık 40 milyon ziyaretçiyi ağırlayan camide restorasyon çalışmaları da devam etmektedir.
Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi’nde tarihi bir dönüşüm gerçekleşti. Yeniden ibadete açılan camide hem ibadet edenler hem de kültürel amaçla ziyaret eden turistler için yeni düzenlemeler uygulamaya konuldu. Bu bağlamda, geçen yıl galeri katı ziyarete açılarak ziyaretçi girişleri ayrıştırıldı ve bu sayede yoğunluk azaltıldı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen ‘Ayasofya Bütüncül Projesi’, 2022 yılında başlatıldı ve kısa süre önce tamamlandı. Proje dahilinde Ayasofya’nın her santimetrekaresi taranarak dijital bir ikizi oluşturuldu. Bu dijital arşiv, olası bir İstanbul depreminde Ayasofya’nın yeniden aslına uygun şekilde inşa edilebilmesi için gerekli olanakları sağlamaktadır.
Güvenlik önlemleri, teknolojiyle de güçlendirildi. Yaklaşık 300 kişilik bir ekip tarafından korunan camide, yapay zeka destekli kamera sistemleri devreye alındı. Bu sistem, Ayasofya’nın tüm noktalarını anlık olarak izlemeye ve olası risklere karşı hızlı müdahale sağlamaya olanak tanıyor.
Ayasofya’nın tarihi
Ayasofya, aynı yere üç kez inşa edilmiş bir eserdir. Günümüzdeki yapı, “Üçüncü Ayasofya” olarak bilinmektedir. İlk inşaat, Hıristiyanlığı Roma İmparatorluğu’nun resmi dini olarak kabul eden bir dönemle başlamıştır. İstanbul’un yedi tepesinden birinin üzerinde ahşap çatılı bir bazilika olarak inşa edilen ve o dönemde ‘Büyük Kilise’ olarak anılan bu yapının açılışı, 360 yılında gerçekleşmiştir. 404 yılında çıkan bir ayaklanma sırasında meydana gelen yangın neticesinde bu yapı büyük ölçüde harap olmuştur ve günümüze ulaşan bir kalıntısı yoktur.
İkinci Ayasofya, İmparator tarafından birincisinin üzerine inşa ettirilmiş ve 415 yılında ibadete açılmıştır. Yine bazilika şeklinde inşa edilen bu yapı ise, 532 yılında İmparator Jüstinyen aleyhinde çıkan ayaklanmada isyancılar tarafından yakılmıştır.
İmparator, isyanın hemen ardından ilk ikisinden daha büyük ve görkemli bir Ayasofya inşa etmeye karar vermiştir. Üçüncü Ayasofya, Bizans İmparatoru tarafından 532-537 yıllarında inşa edilmiştir.
Doğu Roma’nın İmparatorluk Kilisesi olarak kullanılan Ayasofya, tarih boyunca çeşitli isyanlar, savaşlar ve doğal afetler nedeniyle sık sık tahrip olmuştur. Ayasofya, 1204 yılında 4. Haçlı Seferi sırasında şehrin istila edilmesiyle en büyük yıkımlardan birini yaşamıştır. Haçlılar, tüm şehirle birlikte Ayasofya’yı da yağmalamıştır. İstanbul’da 1204 yılından 1261 yılına kadar süren Latin işgali döneminde Ayasofya, Roma Katolik Kilisesi’ne bağlı bir katedrale dönüştürülmüştür.













