ANKARA – BHA
Cidde Eski Basın Ataşesi ve İletişim Uzmanı Ahmet Yılmaz, kaleme aldığı “Bedir İttifakı ve Türkiye Yüzyılı’nın Ayak Sesleri” başlıklı yazısında, değişen küresel güç dengeleri karşısında İslam ülkelerinin ortak hareket etmesinin önemini vurguladı.
Cidde Eski Basın Ataşesi ve İletişim Uzmanı Yılmaz, yazısında şu ifadelere yer verdi:
“BEDİR İTTİFAKI VE TÜRKİYE YÜZYILININ AYAK SESLERİ
İslam dünyası yeni bir dönemin eşiğinde mi?
Dünya siyaseti yeniden şekillenirken, İslam dünyasının güvenlik, dayanışma ve ortak gelecek arayışı her zamankinden daha fazla önem kazanıyor. Bölgesel gelişmeler, değişen güç dengeleri ve küresel krizler, Müslüman ülkelerin birbirleriyle daha güçlü ilişkiler kurmasının gerekliliğini bir kez daha ortaya koyuyor.
Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın ardından Türkiye, Pakistan, Katar ve Endonezya arasında Bedir İttifakı’nın imzalandığı yönündeki çalışmalar İslam dünyasının geleceğine ilişkin önemli bir tartışmayı beraberinde getiriyor. Bu tür gelişmelerin resmî niteliği ve kapsamı elbette somut bilgilerle değerlendirilmelidir. Ancak ortaya koyduğu stratejik tartışma son derece önemlidir: İslam ülkeleri, ortak meselelerinde ne kadar güçlü bir iş birliği geliştirebilir? Birlikten güç doğar bu unutulmamalıdır.
Türkiye Yüzyılı’nın ayak sesleri
Ben bu gelişmeleri yalnızca bugünün siyasi gündemi açısından değerlendirmiyorum. Meseleye daha geniş bir perspektiften, Türkiye’nin tarihî sorumluluğu, bölgesel gücü ve gelecekte üstlenebileceği rol üzerinden bakıyorum.
Önceki köşe yazılarımda da ifade ettiğim gibi, Türkiye’nin önümüzdeki dönemde bölgesinde ve uluslararası alanda daha etkili bir aktör hâline gelmesi, yalnızca kendi geleceği açısından değil, İslam dünyasının ortak geleceği bakımından da büyük önem taşıyor.
Zaman, ortaya koyduğumuz bazı değerlendirmelerin neden dikkate alınması gerektiğini bir kez daha gösteriyor. Elbette tarihî öngörülerin değeri, gelişmeleri sloganlarla yorumlamakta değil; değişen dengeleri doğru okuyabilmekte ve geleceğe yönelik sağlam bir perspektif geliştirebilmektedir.
Türkiye Yüzyılı, yalnızca ekonomik büyüme veya diplomatik başarılarla sınırlı bir hedef değildir. Aynı zamanda güvenlik, teknoloji, savunma sanayisi, eğitim, kültür, insani diplomasi ve uluslararası iş birliği alanlarında güçlü bir Türkiye inşa etme idealidir. Türkiye bunu başarmıştır.
İslam dünyasının ihtiyacı: Birlik, güven ve ortak akıl
Bugün İslam ülkelerinin önünde ciddi sınamalar bulunuyor. Bölgesel çatışmalar, Filistin meselesi, ekonomik eşitsizlikler, teknoloji alanındaki bağımlılıklar ve uluslararası sistemde yaşanan güç mücadeleleri, ortak hareket etmenin önemini artırıyor.
Türkiye’nin Pakistan, Katar ve Endonezya gibi farklı coğrafyalarda etkili ülkelerle geliştireceği ilişkiler, bu açıdan yeni fırsatlar oluşturabilir. Ancak kalıcı bir iş birliği yalnızca anlaşmalar imzalamakla kurulmaz. Bunun için karşılıklı güven, ortak hedefler, ekonomik dayanışma, diplomatik istişare ve sürdürülebilir kurumlar gerekir.
Savunma alanındaki iş birliği de bu bütünün bir parçasıdır. Fakat asıl başarı, güvenliği barışla; siyasi gücü adaletle; ekonomik kalkınmayı insanlığın refahıyla birleştirebilmektir.
İslam dünyasının ihtiyacı, başka ülkeleri tehdit eden bir blok oluşturmak değil; kendi halklarının güvenliğini sağlayan, mazlumların hakkını savunan, uluslararası hukuka bağlı kalan ve dünya barışına katkıda bulunan güçlü bir dayanışma zemini kurmaktır. Bugün dünyada barışın önc

















