
Hakan BAKAR/SİVAS-BHA
Prof. Dr. Ahmet Yılmaz, “Türkiye’de Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) ilk kez 2002 yılında tespit edildi ve 2003’te laboratuvar testleriyle doğrulandı. O günden bu yana, özellikle kırsal kesimlerde her yıl bahar ve yaz aylarında çok sayıda vaka görülüyor. Hastalık, her yaş ve cinsiyette ortaya çıksa da, tarım ve hayvancılıkla uğraşan orta yaş grubu erkeklerde daha sık rastlanıyor. Çünkü erkekler tarlalarda daha fazla çalıştığı için kenelerle temasları kadınlara göre daha fazla, bu durum da hastalığın erkeklerde daha yüksek oranda görülmesine neden oluyor. Türkiye genelinde vakaların yaklaşık yüzde 5’i hayatını kaybediyor, fakat Sivas Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nin uzman müdahaleleriyle bu oran daha da aşağıya çekiliyor.” dedi.
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi, bu tehlikeli hastalığın tanı ve tedavisinde dünya çapında öncü bir merkez olarak dikkat çekiyor.
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Yılmaz, bölgede Hyalomma marginatum türü kenelerin yaygın olduğunu ve KKKA virüsünü bulaştırdığını açıkladı.
Yılmaz, “Sivas ve çevresindeki kırsal alanlarda yapılan bir çalışmada, hayvanlardan ve yerden toplanan kenelerin yüzde 90’ı Hyalomma soyuna ait, bunun yüzde 80’i ise KKKA’nın sorumlusudur, Hyalomma marginatum türüdür” diye belirtti.
Keneler 200’den Fazla Hastalık Taşıyor
Keneler, KKKA’nın yanı sıra Lyme hastalığı, Riketsiya enfeksiyonları, Anaplazmoz, Q ateşi ve Erlihiyoz gibi 200’den fazla hastalığı insanlara bulaştırabiliyor.
Prof. Dr. Yılmaz, kenelerin zorunlu kan emici eklembacaklılar olduğunu ve özellikle kırsal alanlarda ciddi bir sağlık tehdidi oluşturduğunu vurguladı. Sivas Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde bu yıl Nisan ayından itibaren 7 erişkin hastaya KKKA tanısı konuldu. Hastane, uzman doktorları ve deneyimli sağlık personeliyle bu vakaların takibinde lider konumda.
Korunma İçin Pratik ve Hayati Öneriler
Kene ısırmalarından korunmak için kırsal alanlara gidilmemesi en etkili yöntem olsa da, bu her zaman mümkün olmuyor diyen Yılmaz, alınabilecek pratik önlemleri şu şekilde sıraladı: “Keneler insanları sivrisinekler gibi ısırıp kaçmazlar, aksine kan emmek üzere insanların ve hayvanların derilerine yapışırlar ve doyana kadar orada kalıp kan emerler. Kenelerden korunmak için ilk olarak kenelerin bulunduğu kırsal alanlara gitmemek en iyi çözüm olmakla birlikte, bu her zaman mümkün değildir. Eğer gidilecekse de gitmeden önce açık renkli elbiseler giyilmeli ve doğada bulunulduğunda sık sık elbise yüzeyleri kene açısından kontrol edilmelidir. Ayrıca pantolon paçaları çorabın içine sokulmalıdır. Günümüzde insanlara kene yapışmasını etkili bir şekilde önleyecek bir kimyasal madde yoktur. Kenelerden korunmanın en etkili yöntemi, riskli alanlardan döndükten sonra evde aynada vücutta kene olup-olmadığının kontrol edilmesidir. Özellikle kasıklar ve koltuk altları kontrol edilmelidir. Kene tutunmuşsa, çıplak el ile dokunmamak şartıyla vücuda tutunduğu en yakın yerden tutulup uygun bir malzemeyle (bez, naylon poşet ve eldiven gibi) çıkarılmalıdır. Çıkarılan kene aç olacağından başka bir canlıya yapışmasını önlemek için doğaya bırakılmamalıdır.














