ANKARA – BHA
Spor yazarı Ali Can, “Türk tenisinde değişimin bedeli: 14 aylık dönem neden sona erdi?” başlıklı yazısında şu ifadelere yer verdi:
“Türk tenisinde değişimin bedeli: 14 aylık dönem neden sona erdi?”
Türk tenisinde son zamanlarda yalnızca turnuvaların düzenlendiği, rutin federasyon işlerinin sürdürüldüğü bir dönemin ötesine geçildi.
Altyapıdan yarışma sistemine, kurallardan teknik standartlara, kamu iş birliklerinden yeni organizasyon yapısına kadar birçok alanda değişiklik yapılmaya çalışıldı.
Türkiye Tenis Federasyonu, 2024 yılının sonunda yeni bir yönetim dönemine başlayacak ve bu dönemde teknik yapılanmada yeni bir anlayış oluşturulması hedefleniyor. Bu sürecin merkezinde yer alan isimlerden biri, 15 Temmuz 2025 tarihinde Teknik Kurul Başkanlığı görevine başlayan Mehmet Özdemir’di.
Özdemir’in kendi isteğiyle görevinden ayrılması, yalnızca bir görev değişikliği olarak algılanmamalı.
Çünkü geride kalan 14 ay, Türk tenisinde uzun zamandır ihtiyaç duyulan bazı değişikliklerin hayata geçirilmesi için yoğun bir mücadele dönemiydi.
Ben yaklaşık 15 yıldır Türk tenisinde “yama yapmak” yerine “gemi inşa etmek” gerektiğini savunuyorum.
Her yönetim döneminde birkaç kural değiştirmek, birkaç turnuva eklemek, birkaç yeni girişim başlatmak mümkün.
Ama gerçek bir reform, sistemin kökünden değiştirilmesidir.
İşte bu nedenle Özdemir döneminin en önemli konularından birinin, üzerinde çalışılan teknik düzenlemelerin yanı sıra, Gelişim Ligi olduğunu düşünüyorum.
İLK KEZ BİR LİG
Türk tenisinde özellikle 10-12 yaş arasındaki çocuklar için yıllardır tartışılan fakat kalıcı bir modele dönüşemeyen önemli bir ihtiyaç vardı:
Çocukların yalnızca bireysel yarışmalarda değil, kulüpleri adına ve takım bilinci içinde mücadele edebileceği sürdürülebilir bir sistem.
Gelişim Ligi bu ihtiyaçtan doğdu.
İl, bölge ve Türkiye finallerinden oluşan kapsamlı bir yapı tasarlandı. İlk yılında 1.500’ün üzerinde sporcu ve 400’ün üzerinde kulüp bu organizasyonun parçası oldu.
Bunun anlamı rakamlardan daha fazlasını ifade ediyor.
Çünkü ilk kez bu yaş grubunda geniş çaplı bir lig sistemi kuruluyor, sporcular kulüpleri adına yarışıyor ve ailelerin üzerine ciddi bir mali yük bindirmeden çocukların daha fazla maç yapması hedefleniyordu.
Üstelik bu süreç, Türkiye’nin en köklü kuruluşlarından biri olan Garanti Bankası’nın desteği ile hayata geçirildi.
Burada Türkiye Tenis Federasyonu Başkanı Zeynep Aydın’ın katkısını da vurgulamak gerekiyor.
Aydın’ın Garanti Bankası’nı projeye dahil etmesi, Gelişim Ligi’nin yalnızca bir teknik kurul projesi olmaktan çıkıp kurumsal bir yatırım olarak şekillenmesini sağladı.
Bu, bence başkanlık döneminin en önemli reform adımlarından biriydi.
Elbette projeler havada uçuşabilir.
Sunumlar hazırlanabilir.
Dosyalar yazılabilir.
Toplantılar yapılabilir.
Ama asıl mesele, projenin hayata geçmesidir.
Ve en zor kısım tam olarak budur.
STATÜKO TAM DA BURADA ORTAYA ÇIKAR
Yıllar içinde köşede sessizce bekleyen statüko, değişim başladığında kendisini göstermeye başlar.
Eleştiriler gelir.
Şikayetler artar.
Bürokratik süreçler devreye girer.
Kişisel rekabetler başlar.
Gelişim Ligi sürecinde Bakanlık Denetim Kurulu’nun devreye girmesine kadar uzanan meseleler yaşandı. Bana ulaşan

















