
İSTANBUL-BHA
TEMA Vakfı, Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü’nde, doğal kaynakların yok olma riski ve toprağın sağlığının ciddi şekilde tehdit altında olduğunu vurgulayarak, toplumu sorumluluk almaya davet etti.
Birleşmiş Milletler’in her yıl düzenlediği Dünya Çölleşme ve Kuraklık Günü’nde, TEMA Vakfı, arazi tahribatının küresel ekonomiye yıllık 10 trilyon dolarlık bir maliyet yüklediğini belirtti. Ayrıca, Türkiye’nin yarısının çölleşme riskiyle karşı karşıya olduğunu ifade etti.
Bu yılki etkinlik “Arazi Restorasyonu Yap, Fırsatları Açığa Çıkar” temasıyla gerçekleştiriliyor. Bu bağlamda, çölleşme ve kuraklık konusunda farkındalık oluşturmayı ve acil çözümler geliştirmeyi amaçlıyor. TEMA Vakfı, arazi tahribatını çevresel, sosyal ve ekonomik bir kriz olarak tanımlayarak, sağlıklı toprağın gıda güvenliği, sosyal refah ve kuşaklar arası adalet açısından hayati önem taşıdığını vurguladı. Vakıf, tüm kesimleri arazi restorasyonu konusunda harekete geçerek sorumluluk almaya çağırdı.
KURAK ALANLAR GİDEREK GENİŞLEYEBİLİR
Arazi tahribatı ve iklim krizi, kuraklık olaylarını artırıyor. Son 30 yıl içerisinde dünya topraklarının dörtte üçünün daha kurak hale geldiği, 2000 yılından itibaren kuraklık olaylarının %29 oranında arttığı belirtildi. Bu durum, özellikle kurak alanlarda yaşayan yaklaşık 3 milyar insanı tehdit eden bir tehlike arz ediyor. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı, “Dünya ekonomisinin %50’si doğadan sağlanıyor, ancak kısa vadeli kazançlar için doğa tahrip ediliyor. Eğer bu duruma müdahale edilmezse, yüzyıl sonunda kurak alanların 5,8 milyon km², yani Türkiye’nin 7,5 katı kadar genişlemesi bekleniyor. Bu, gıda üretiminde azalma, su kıtlığı ve artan yoksulluk demektir.” ifadelerini kullandı.
TEMA Vakfı, 31 yıl önce “Türkiye Çöl Olmasın!” sloganıyla çölleşme sorununa dikkat çekmişti.
TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı, Türkiye’deki durumun ciddiyetini koruduğunu bildirerek, “Topraklarımızın %50’si yüksek çölleşme riski altında. 2001-2020 döneminde kurak iklim alanlarının %5,4 oranında arttığı gözlemlendi. Sürdürülemez tarım uygulamaları, erozyon, aşırı gübre kullanımı ve yanlış ürün seçimleri toprak verimliliğini azaltıyor, yer altı su kaynaklarını tüketiyor ve sulak alanları tehdit ediyor. Bu durumu tersine çevirmek bizim elimizde.” şeklinde konuştu.
















