ABD’nin Gazze politikasını eleştiren iki ABD Hava Kuvvetleri mensubu, Larry Hebert ve Juan Bettancourt, vicdani ret haklarını kullanma talebinde bulundu. İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları devam ederken, binlerce sivil hayatını kaybederken bölgenin altyapısı da zarar görmeye devam ediyor. ABD’de ise birçok kişi İsrail’e desteklerini sürdürmekten vazgeçmeye başlıyor ve bu duruma tepkilerini gösteriyor. NBC News’e konuşan Larry Hebert, İsrail’in hedef aldığı bir araçta sıkışan ve ölmemek için yalvaran 6 yaşındaki Gazzeli kız çocuğu Hind Rajab’ın hikayesinin kendisi için dönüm noktası olduğunu belirtti. Benzer şekilde, Juan Bettancourt da gördüğü görüntüler karşısında oy serbest bırakıldı ve uluslararası hukuku ihlal eden bir ülkenin ordusuna hizmet etmeye devam edemeyeceğini ifade etti.
Hebert ve Bettancourt, ABD’nin İsrail’e verdiği desteği eleştirdikleri gibi Gazze’deki soykırımı da kınadılar. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) tarafından vicdani ret hakkı talepleri değerlendirilmekte. İsrail’in Gazze’yi işgal etmesinin ardından Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, İsrail’e yönelik kapsamlı bir saldırı başlattı. İsrail’e ait verilere göre, 7 Ekim’den bu yana binlerce Filistinli hayatını kaybederken, yüzlercesi de yaralandı. Çatışmaların devam ettiği dönemde, barış görüşmeleri ve esir takası girişimlerine rağmen çatışmalar devam etmekte. İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına karşılık, Filistinli gruplar da Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te karşı saldırılarda bulunmaktadır.
ABD Hava Kuvvetleri mensupları Larry Hebert ve Juan Bettancourt’un vicdani ret haklarını kullanma talepleri yankı uyandırmış durumda. Bu talep, ABD’deki dış politika ve ordunun uluslararası operasyonlara katılımı konusunda da tartışmaları beraberinde getirebilir. İlerleyen süreçte bu tür taleplerin artması ve bu konudaki hassasiyetin artması muhtemel görünmektedir. Gazze’de sürmekte olan çatışmaların sona ermesi ve barışçıl bir çözüm bulunması, benzer vicdani ret taleplerinin de önüne geçebilir. Ancak sağlanacak kalıcı bir barış ve adil bir çözüm, hem bölgedeki hem de dünya genelindeki gerginlikleri azaltabilir ve benzer durumlarla karşılaşma olasılığını düşürebilir. Bu nedenle, ABD’nin ve diğer ülkelerin dış politikalarının gözden geçirilmesi ve insan haklarına saygının öncelik haline getirilmesi, benzer durumların önüne geçebilir.

















