
İngiltere merkezli Middle East Eye’da yayımlanan bir analizde, İsrail’in uzun yıllardır kamuoyuna sunduğu “İran tehdidi” anlatısının zayıfladığı ve etkisini yitirdiği ifade edildi.
Analizde, İran’ın bölgesel güvenliğe yönelik en büyük tehdit olarak gösterildiği süreçte, asıl saldırgan politikaların İsrail ve ABD tarafından yürütüldüğü belirtildi.
“30 YILLIK İRAN ANLATISI ÇÖKTÜ”
Analizde, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yaklaşık 30 yıldır İran’ı İsrail’in varlığını tehdit eden en büyük unsur olarak sunduğu hatırlatıldı. Ancak son dönemde ortaya çıkan bazı iddiaların bu söylemin temelini sarstığı bildirildi.
Yazıda, İsrail’in İran’a ilişkin oluşturduğu güvenlik söyleminin gerçeği yansıtmadığı ve bu anlatının uzun yıllar boyunca uluslararası desteği mobilize etmek için kullanıldığı belirtildi.
AHMEDİNEJAD İDDİASI TARTIŞMA YARATTI
Analizde, New York Times’ta yer alan ve büyük yankı uyandıran bir habere dikkat çekildi.
Habere göre Netanyahu’nun, İran’da olası bir hükümet değişikliğinde eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın yeni lider olarak değerlendirilebileceğini ABD yönetimine ilettiği bildirildi.
Middle East Eye, yıllarca “İsrail için varoluşsal tehdit” olarak gösterilen Ahmedinejad’ın şimdi alternatif lider olarak gündeme gelmesinin, İsrail’in İran söylemiyle ciddi bir çelişki oluşturduğunu belirtti.
ABD BASINI: TRUMP İRAN’IN TEKLİFİNDE DEĞİŞİKLİKLER YAPTI
Yazıda, Ahmedinejad’ın 2000’li yıllarda Batı medyasında ve İsrailli siyasetçiler tarafından sıkça “fanatik lider” ve “İsrail’i yok etmek isteyen isim” olarak tanıtıldığı hatırlatıldı.
Netanyahu’nun o dönemde İran’ı Nazi Almanyası’na benzettiği, Ahmedinejad’ın ise dünya barışı için büyük tehdit olarak sunulduğu belirtilirken, bugün aynı ismin hükümet değişikliği planlarında anılmasının dikkat çekici olduğu vurgulandı.
İRAN’IN NÜKLEER PROGRAMI TARTIŞMASI
Analizde, İran’ın nükleer programının yıllarca İsrail tarafından küresel bir tehdit olarak sunulduğu ifade edildi.
Buna karşın, İran’ın eski lideri Ali Hamaney’in nükleer silah geliştirilmesini yasaklayan fetvasına dikkat çekilirken, Batı kamuoyunun bu gerçeği büyük ölçüde görmezden geldiği bildirildi.
GAZZE VE LÜBNAN VURGUSU
Middle East Eye analizinde, günümüzde bölgedeki en yıkıcı askeri operasyonların İran’dan değil İsrail’den kaynaklandığı belirtildi.
Gazze’ye ve Lübnan’a yönelik saldırılar örnek gösterilirken, bölgesel istikrarsızlığın temel kaynağının İran değil İsrail politikaları olduğu ifade edildi.
“ASIL TEHDİT İSRAİL VE ABD”
Analizin sonuç bölümünde ise en dikkat çekici değerlendirmeye yer verildi.
Yazıda, son 20 yılda İran hakkında oluşturulan tehdidin büyük ölçüde siyasi amaçlarla kullanıldığı belirtilerek, “Bölgesel ve küresel güvenlik için asıl tehdit Tahran değil, Tel Aviv ve Washington’dur” görüşü dile getirildi.
Middle East Eye’a göre İran’a yönelik baskı politikalarının temel amacı güvenlik

















