
Avustralyalı bilim insanlarından beyin dalgalarını metne dönüştüren yapay zeka
ANKARA-BHA
İnsan vücudunun kaybolan uzuvları yeniden oluşturabilme yeteneği uzun bir süredir bilim dünyasının ilgisini çekiyor. Northeastern Üniversitesi ve Kentucky Üniversitesi’nden araştırmacılar, bu alanda dikkat çekici bir keşfe imza attı. Araştırma ekibi, uzuvlarını ve organlarını yeniden oluşturma yeteneği ile tanınan Meksika semenderi olan axolotl’da bu süreçte kritik bir rol oynayan önemli bir molekül belirledi: Retinoik asit.
Retinoik asidin vücutta bir kılavuz gibi görevi üstlenerek, hangi uzvun nerede yeniden büyümesi gerektiğini hücrelere ilettiği ortaya koyuldu. Araştırmayı yöneten biyolog, bu molekülün hücrelere ilettiği sinyalleri “Hücreler bu sinyali alarak ‘dirsekteyim, o zaman el çıkarmalıyım’ ya da ‘omuzdayım, tüm kolu büyütmeliyim’ diyebiliyor,” şeklinde açıkladı.
Axolotl’un vücudunda bu molekül, kol boyunca farklı yoğunlukta dağılım gösteriyor. Özellikle omza yakın bölgelerde retinoik asit seviyesi yüksekken, bu asidi parçalayacak enzim düzeyi ise düşük. Bu moleküler denge, yenilenmenin hangi bölgede ve nasıl gerçekleşeceğini belirliyor. Yapılan bir deneyde, axolotl’un eline ek retinoik asit enjekte edildiğinde, sadece elin değil, tüm kolun yeniden oluştuğu gözlemlendi.
İnsan vücudu da bu potansiyele sahip
Uzmanlar, insanda benzer hücresel ve kimyasal mekanizmaların mevcut olduğuna dikkat çekiyor. Ancak mevcut durumumuzda, vücudumuz bu sinyallere iyileşme yerine yara dokusu oluşturarak yanıt veriyor. Araştırmanın bir sonraki aşamasında, bu sinyallerin hücre içinde nasıl algılanacağını inceleyecekler.
Bilim insanları, insan fibroblast hücrelerini bu yenilenme sinyallerine tepki verecek şekilde “yeniden eğitebilirsek” geri kalan sürecin vücudun zaten bildiğini düşünüyorlar. Çünkü gelişim döneminde, insan vücudu da bu uzuvları bir kez üretmişti.
Parmakla başlayıp ele doğru giden yol
Bu buluş, yalnızca yara izsiz bir iyileşme değil; kaybolan bir parmağın, hatta ileride tüm elin yeniden oluşabilme ihtimalini gündeme getiriyor. Uzman, bu araştırmaların potansiyelini “Bu tamamen imkânsız değil,” diyerek vurguladı.
Çalışmanın sonuçları, Nature Communications dergisinde yayımlandı.















