Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Lefkoşa
Gazimağusa
Girne
Güzelyurt
İskele
Pristina
USD48,46
%0.06
EURO56,33
%-0.02

Sigara İçmek Akciğer Kanseri Riskini 30 Kat Artırıyor!

Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Sigara içmeyen bireylerde de çevresel faktörler sonucu akciğer kanseri ortaya çıkabiliyor.

Ancak sigara içmenin akciğer kanserine yakalanmakta büyük etkisi olduğunun altı çiziliyor.

Sigara içenlerde “beta karoten” takviyesi, akciğer kanseri riskini artırıyor.

İç Hastalıkları ve Tıbbi Onkoloji Uzmanı, akciğer kanseri ile ilgili önemli bilgiler paylaştı:

Akciğer kanseri, en önemli halk sağlığı sorunlarından biri olarak nitelendiriliyor. Toplumda ve Batılı ülkelerde en sık görülen ve en fazla ölüme neden olan kanser türü olduğu belirtiliyor. Akciğer kanseri, kadınlara göre erkeklerde iki kat daha yaygın görülüyor.

“HER 4 AKCİĞER KANSERİNİN 3’Ü SİGARA İLE İLİŞKİLİ”

Akciğer kanserinin en önemli nedenlerinden birinin sigara olduğunu vurgulayan uzman, şu değerlendirmeyi yaptı:

Sigara içen bireylerde akciğer kanseri görülme riski, diğer bireylere göre 30 kata kadar daha fazla. Her 4 akciğer kanserinin 3’ü sigara ile ilişkili. Erken tanıda, 20 yıl ve üzeri sigara içme öyküsü olan yüksek risk grubundaki kişiler için düşük doz tomografi taramaları önemi artıyor. Bu taramalar şu an için ülkemizde rutin taramalarda yer almıyor, bazı dezavantajları bulunsa da yüksek risk grubu açısından önem taşıyor.

“SİNDİRİM SİSTEMİ KANSERLERİ 40-50 YAŞ ÜSTÜNDE GÖRÜLÜYOR”

İç Hastalıkları ve Medikal Onkoloji Uzmanı, mide ve özofagus (yemek borusu) kanserleri ile ilgili belirtiler vererek, sindirim sistemi kanserlerinin çoğunlukla 40-50 yaş üstü kişilerde görüldüğüne dikkat çekti.

Uzman, mide ve özofagus kanserlerinde erken tanının kritik önem taşıdığına, özellikle 40-45 yaşını geçmiş bireylerde yeme güçlüğü, kilo kaybı ve göğüste ağrı gibi belirtiler gözlemlendiğinde mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiğine vurgu yaptı.

YEMEK BORUSU KANSERİNİN NEDENİ ALKOL VE SİGARA

Uzman, yemek borusu kanserinin yüzde 90 oranında alkol ve sigara kullanımına bağlı olarak geliştiğini belirtti. Mide kanserinin dünya genelinde en sık görülen dördüncü kanser türü olduğu ifade edildi ve Türkiye’de özellikle doğu bölgelerinde mide kanserine sık rastlandığı belirtildi.

BESLENME ALIŞKANLIKLARININ ÖNEMİ

Onkoloji Diyetisyeni, “Beslenme alışkanlıklarının kanser gelişiminde bilimsel çalışmalarda yüzde 35 oranında etkili olduğu gösterildi. Bu oran, tüm kanserler için geçerli olmakla birlikte akciğer, mide ve yemek borusu kanserleri açısından daha yüksek.” şeklinde konuştu.

DOĞRU BESLENME ALIŞKANLIKLARI:

– İşlenmiş et ürünlerinin kullanılmaması,
– Şeker ve özellikle şekerli içeceklerin sınırlandırılması,
– Lifli gıdalar ile sebze-meyve tüketiminin artırılması,
– Kırmızı et tüketiminin azaltılması,
– Beyaz et, özellikle balık tüketiminin artırılması,
– Fiziksel olarak aktifleştirilmesi,
– Annelerin bebeklerini emzirmesi.

PSİKOLOJİK DESTEK

Diyetisyen, kanser hastalarında bireysel beslenme

Kanser tedavisi sürecinde yaşanan stres, belirsizlik ve kaygı, hastaların psikolojik durumunu doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle, uzman psikologlar tarafından sağlanan destek, hastaların dayanıklılığını artırarak tedavi sürecine olumlu katkılar sunmaktadır. Terapiler, hastaların duygularını ifade etmelerine, başa çıkma mekanizmalarını güçlendirmelerine ve sosyal bağlantılarını sürdürmelerine yardımcı olmaktadır.

Ayrıca, aile bireyleri de bu süreçte önemli bir rol oynamaktadır. Kanser hastalarının yakınlarının da psikolojik destek alması, hem hastanın hem de ailenin genel sağlığı ve iyilik hali açısından önemlidir. Destek grupları ve bireysel terapiler aracılığıyla hem hastalar hem de yakınları kendi deneyimlerini paylaşarak birbirlerine güç verebilirler.

Sonuç olarak, kanser tedavisinde psikolojik destek hizmetleri, hastaların ve ailelerinin tüm süreci daha sağlıklı bir şekilde atlatmalarını sağlamakta ve tedavi sonuçlarının iyileşmesine katkıda bulunmaktadır. Unutulmamalıdır ki, bedensel sağlık kadar ruhsal sağlık da son derece önemlidir.

Sigara İçmek Akciğer Kanseri Riskini 30 Kat Artırıyor!
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Sivas SRT ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!