Türkiye’nin, BRICS’e katılması durumunda birliğe önemli faydalar sağlayabileceği belirtiliyor. BRICS, ilk olarak Haziran 2006’da St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu’nda Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin’in bir araya gelmesiyle kuruldu. Daha sonra Güney Afrika’nın da katılmasıyla “BRICS” adını aldı. Bu birlik, küresel ekonominin yaklaşık yüzde 40’ını oluşturuyor. BRICS, kayda değer ekonomileri bir araya getirerek Batı merkezli küresel finans ve ticaret sistemine alternatif oluşturmaya çalışıyor.
Türkiye’nin, jeopolitik gücü ve güçlü sanayisiyle birliğe katkı sağlayabileceği düşünülüyor. Birlik içinde Türkiye’nin yer alması, karşılıklı ekonomik avantajlar sağlayabileceğinin altı çiziliyor. BRICS’in dünya düzeninde alternatif bir güç merkezi haline geldiğini belirten uzmanlar, Türkiye’nin geniş nüfusu, güçlü sanayisi ve enerji kaynaklarıyla bu birliğe uygun bir aday olduğunu ifade ediyor.
BRICS’in gündeminde ise ortak bir ödeme platformu oluşturulması ve yeni bir rezerv para birimi konuları öne çıkıyor. Son dönemde birliğe Mısır, Etiyopya, İran ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin katılmasıyla birlik daha da genişlemiştir. Türkiye’nin BRICS’e olan ilgisi artarken, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Türkiye’nin bu birliğe katılma isteğini destekleyeceğini belirtmiştir.
BRICS’e katılan Türkiye’nin, stratejik konumunun ve güçlü sanayisiyle birliğin jeopolitik önemini artıracağı ve böylece söz konusu bölgelerdeki nüfuzunu güçlendireceği öngörülmektedir. Türkiye’nin ekonomik gücü ve ticaret hacmiyle BRICS’e fayda sağlayacağı düşünülürken, aynı zamanda altyapı geliştirme konusundaki uzmanlığıyla da birliğe katkıda bulunabileceği ifade ediliyor.
Türkiye’nin olası BRICS üyeliği, pazar büyüklüğünü ve ticaret hacmini genişleteceği gibi, yatırım, ticaret ve ekonomik işbirliği fırsatları da yaratacağı öngörülüyor. Ayrıca Türk ihracatçılarına yeni pazarlar açabileceği ve küresel ekonominin yüzde 40’ını oluşturan bir birliğe katılarak daha geniş bir ekonomik bloka erişim fırsatı sunabileceği belirtilmektedir.
















