İSTANBUL – BHA
İstanbul’da düzenlenen 12. Türk Tıp Dünyası Kurultayı ile Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) Aziz Sancar Bilim, Hizmet ve Teşvik Ödülleri Töreni’ne katılan yetkili, konuşmasına Türkiye’nin 81 ilinde görev yapan sağlık çalışanlarına teşekkür ederek başladı. Hekimlerden hemşirelere, hasta bakıcılarından teknisyenlere kadar sağlık ordusunun büyük bir özveriyle çalıştığını vurgulayan yetkili, sağlık hizmetlerinin bugünkü seviyeye ulaşmasında emeği bulunan herkese şükranlarını iletti.
Şair Erdem Bayazıt’ın “Beyaz giysilerinden uykular dökülen tabiplerimiz” dizesini hatırlatan yetkili, sağlık çalışanlarının hastalara şifa sunabilmek için kendilerine ve ailelerine ayırabilecekleri zamandan fedakârlık yaptıklarını ifade etti. Kamu ve özel sektörde görev yapan sağlık çalışanlarının Türkiye’nin sağlık sistemine önemli katkılar sunduğunu belirten yetkili, hayatını kaybeden hekimleri de rahmetle andı.
“Üreten Sağlık yaklaşımı stratejik öneme sahip”
Türk Tıp Dünyası Kurultayı’nın ve eş zamanlı gerçekleştirilen Üreten Sağlık İş Forumu’nun önemine değinen yetkili, bilimsel çalışmaların yanı sıra sağlık sektöründeki üretim kapasitesinin geliştirilmesinin de büyük önem taşıdığını söyledi.
Üç gün boyunca gerçekleştirilen bilimsel oturumların sağlık camiası, Türkiye, Türk dünyası ve insanlık için faydalı sonuçlar doğurmasını temenni eden yetkili, “Üreten Sağlık” yaklaşımını merkeze alan kurultayın yeni yol haritalarının belirlenmesi açısından stratejik bir buluşma olduğunu kaydetti.
İlaç, aşı ve tıbbi cihaz sektörlerini akademi ve iş dünyasıyla bir araya getiren Üreten Sağlık İş Forumu’nun yeni yatırımlara zemin hazırlayacağına inandığını belirten yetkili, törende ödül alacak bilim insanlarını ve firmaları da tebrik etti.
Konuşmasında Nobel ödüllü bilim insanı Aziz Sancar’a da değinen yetkili, Sancar’ın örnek gösterdiği merhum Profesör Doktor Muzaffer Aksoy’un tıp bilimine ilişkin değerlendirmelerini paylaştı. Tıbbın temel amacının insanların maddi ve manevi acılarını dindirmek olduğunu vurgulayan yetkili, hekimliğin fedakârlık, azim ve sorumluluk gerektiren bir meslek olduğunun altını çizdi.
“İnsanı yaşatmak tarihimizin ve kimliğimizin özünü teşkil ediyor”
Sağlık ve hekimliğin insan hayatı açısından taşıdığı öneme dikkat çeken yetkili, Türkiye’nin inanç ve değerlerinin yaşatmak üzerine kurulu olduğunu ifade etti. Bir insana yardım etmenin, yaralı bir canlıya şefkat göstermenin ve insanların hem bedenlerine hem de ruhlarına şifa sunmanın bu anlayışın temel unsurları arasında yer aldığını belirtti.
Yetkili, bir insanın hayatını kurtarmanın bütün insanlığı yaşatmak anlamına geldiğini vurgulayarak, bu anlayışın Türkiye’nin sağlık yaklaşımının temelini oluşturduğunu söyledi.
Anadolu’da yüzyıllar boyunca kurulan darüşşifaların sağlık tarihindeki önemine de değinen yetkili, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden örnekler verdi. Kayseri’deki Gevher Nesibe Hatun Darüşşifası, Sivas’taki İzzettin Keykavus Darüşşifası ve Tokat’taki Gökmedrese’nin yanı sıra Edirne, Bursa, Fatih, Haseki Sultan ve Atik Valide darüşşifalarını hatırlattı.
Söz konusu sağlık kurumlarında hizmetlerin ücretsiz sunulduğunu, hasta yakınlarının misafirhanelerde ücretsiz konaklayabildiğini ve öğrencilerin teorik eğitimin yanında uygulamalı tıp eğitimi de aldığını belirten yetkili, bu yapıların sağlık hizmetlerine yönelik tarihsel yaklaşımı ortaya koyduğunu ifade etti.

















