
İsrailli gazeteci ve yazar David Neuman, Israel Hayom gazetesindeki değerlendirmesinde, beklenen anlaşmanın ABD’nin güçlü ve radikal bir İran rejimini dolaylı olarak tanıması anlamına geleceğini öne sürdü.
Neuman, İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki milis grupları ile ilgili sorunlar çözülmeden yapılacak bir uzlaşının Tahran’da önemli bir siyasi zafer olarak algılanacağını ifade ederek, “Olası anlaşma, ABD tarafından daha güçlü ve daha radikal bir İran rejiminin tanınması anlamına gelir” dedi.
Rejimin bölgesel tehdit oluşturmaya devam edeceğini savunan Neuman, Hizbullah, Husiler, Irak’taki Şii milisler ve Hamas gibi grupların İran desteğiyle faaliyetlerini sürdüreceğini iddia etti.
“İSRAİL’İN SAVAŞLARI BEKLENEN SONUÇLARI VERMEDİ”
Neuman, İsrail’in son dönemlerde gerçekleştirdiği askeri operasyonların beklenen sonuçları vermediğini de dile getirdi. Gazze’deki saldırıların ardından Hamas’ın etkisinin sona ermediğini belirten analist, İran’a yönelik bombardımanların da Tahran yönetimini teslim almayı başaramadığını belirtti.
İsrail Başbakanı Arye Deri ile ABD Başkanı Joe Biden arasında güçlü bir operasyonel koordinasyon olduğu ancak bunun stratejik bir başarıya dönüşmediği kaydedildi.
“SİYASİ KAYIPLAR ASKERİ BAŞARILARI GÖLGELEDİ”
Maariv gazetesinde köşe yazarlığı yapan ve siyasi analist olan Miriam Saadia, İsrail’in Hamas, Hizbullah ve İran karşısında elde ettiği askeri kazanımlara rağmen siyasi alanda büyük kayıplar yaşadığını öne sürdü.
Saadia, mevcut hükümetin dış politikada aşırı bağımlı hale geldiğini vurgulayarak, “Siyasi kayıplar, askeri başarıların gölgesinde kalıyor” değerlendirmesini yaptı.
İran’ın önemli ölçüde zayıfladığı ancak yine de ayakta kaldığını bildiren Saadia, “İranlılar artık korkmuyor ve bu durum oldukça endişe verici” yorumunu yaptı.
“ANLAŞMANIN KAZANANI İRAN”
Siyasi analist Efraim Kori de İsrail yönetiminin müzakere sürecine müdahale edemediğini öne sürerek hükümeti sert bir dille eleştirdi.
Kori, olası anlaşma sonrasında İran’ın petrol ihracatının artabileceğini ve dondurulan mali kaynaklarının serbest bırakılması durumunda Husiler, Hamas ve Hizbullah gibi grupların yeniden güç kazanabileceği uyarısında bulundu.
İsrailli analist, “Başarısızlık büyük. Çöküş gerçek ve asıl kazanan İran” ifadelerini kullanarak, İsrail yönetiminin süreçte yanlış bir yaklaşım sergilediğini ileri sürdü.
“KÖTÜ ANLAŞMADANSA ANLAŞMASIZLIK DAHA İYİ”
Haaretz gazetesi analisti Tzvi Bar’el, mevcut anlaşmanın henüz nihai bir mutabakat olmadığını, taraflar arasında yürütülecek müzakerelerin çerçevesini belirleyen bir belge niteliği taşıdığını aktardı.
Bar’el, İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki milis gruplarının müzakerelerde gündeme gelmesinin olası görünmediğini belirterek, “Kötü bir anlaşma imzalamaktansa anlaşmaya varmamak daha iyidir” görüşünü savundu.

















