
Yaşanan jeopolitik sorunlar, yalnızca ilgili ülkeleri değil, tüm dünya ekonomisini derinden etkiliyor.
Uluslararası Ticaret Odası (ICC) Genel Sekreteri, “Eğer dalgalanmalar artarsa, bu durum küresel işletme yatırımlarında 2026 yılında yaklaşık 380 milyar dolara kadar kayıplara neden olabilir.” ifadelerini kullandı.
Denton, mevcut dönemde küresel ticaretin yapısal dönüşüm aşamasında olduğunu vurguladı.
Küresel ekonomik belirsizliklere dikkat çeken Denton, bu durumun Kovid-19 pandeması ve 2008 yılındaki finans krizinin seviyelerini bile aştığını açıkladı.
YATIRIM BÜYÜMESİ YÜZDE 0,4’E DÜŞTÜ
Denton, “ICC’nin Oxford Economics’e yaptırdığı araştırmaya göre, ticaretteki belirsizlik, 2025 yılında küresel işletme yatırımlarında 202 milyar dolara eşdeğer bir kayba yol açtı ve yatırım büyümesini yüzde 0,4 seviyesine düşürdü. Eğer dalgalanmalar devam ederse, bu kayıplar 2026 yılında yaklaşık 380 milyar dolara kadar çıkabilir. İş dünyasının en büyük sorunu, öngörülemezlik.” şeklinde konuştu.
Tarifelerin uygulandığı ve kaldırıldığı, yeniden şekillendirildiği karmaşık bir döngünün yaşandığına değinen Denton, şu sözleri ekledi:
“Tarifelerin ötesinde, daha önemli bir değişim jeoekonomik hedeflerin ön plana çıkmasıdır. Hükümetler artık sadece ticaret akışlarını düzenlemekle kalmıyor, aynı zamanda tedarik bağımlılıklarını da aktif bir şekilde şekillendiriyor. Hürmüz Boğazı gibi fiziksel koridorlar, jeoekonomik baskı araçlarına dönüşmüş durumda. Burada yaşananlar yalnızca bir enerji şoku değil, aynı zamanda yakıtları, sanayi girdilerini ve gıda güvenliğini etkileyen hem fiyat hem de arz şoklarıdır.”
Denton, en kırılgan ekonomiler için risklerin son derece ciddi olduğunu belirterek, ICC araştırmalarına referansla çok taraflı sistemin çökmesinin gelişmekte olan ülkelerin mal ticaretinde yüzde 33’lük bir düşüşe ve düşük gelirli ülkelerde ihracat kayıplarının yüzde 43’e yükselmesine yol açabileceğini ifade etti.
“İHTİYAÇ DUYULAN ŞEY, YAPISAL REFORMLARLA BİRLİKTE PRAGMATİK İŞ BİRLİĞİDİR”
Denton, “Çok taraflı ticaret sistemi ciddi bir baskı altındadır ve kademeli, sınırlı düzenlemeler artık yeterli olmayacaktır. İhtiyaç duyulan şey, yapısal reformlarla birlikte pragmatik iş birliğidir.” dedi.

















